Ben sizi bir yerden tanıyorum ama…

Yazan: Selim Yörük |

İnternet, yokluğundaki dönemlere kıyasla, iletişim hızında yarattığı devrim ile içinde bulunduğumuz çağı şekillendirmeye devam ediyor. Dünyanın bir noktasından yayılmaya başlayan bir akım ya da moda, inanılmaz bir hızla yayılabilir halde.

Ülkemizde İnternet’in geçmişi çift basamaklı sayılarla ifade edilmeye başlayalı pek az zaman geçti fakat onun üzerinden yayılan en yeni alışkanlıklar bugün odalarımızda. Sabah yatağımızdan kalkıp, bilgisayarımızı açıp, uykulu gözlerle rüyalarımızın verdiği ilhamla, gazetede ağır bir köşesi olan yazar gibi deneme tadında yazılar yazabiliyoruz. Daha da güzeli benzerlerimiz tarafından takip ediliyor, benzerlerimizi takip ediyoruz. Ve bu aktiviteleri büyük bir hazla yapıyoruz. Bu ülkemiz için oldukça yeni bir alışkanlık.

Her gün onlarca yeni blog katılıyor Türk blogcuların arasına. Çoğu “Neymiş bakalım bu blog olayı” çiğliğinde başlayıp, bir süre sonra kaybolup gidiyor olsa da aralarından bazıları farklılık yaratmayı başarıyor. Bora Bilgin, “Farklı” sıfatını hakeden bloglardan birinin yazarı. O bir doktor. Ve blogunun adı da “Hastalardan öğrendiklerim“.

Gün boyu, şifa bulmak için kapısına gelen hastaları ile ilgilenen, konuşan birçok doktordan biri Bora Bilgin. Ama o, birkaç özelliği ile diğerlerinden ayrılıyor. Öncelikle, Bora hastalarını dinliyor. Yani hastanın yüzüne bakmadan reçete yazıp, “Sıradaki!” diyen meslektaşlarından biri değil. Onun için hastalar sadece “hastalıklı” kişiler anlamına gelmiyor. Her birinin bir hikayesinin olduğunu biliyor ve bu hikayeleri türlü yollarla çekip çıkarmasını biliyor.

Öksürmesi için sırtına vururken (solunum yolları hakkında bilgi edinmek için yapılıyor, yoksa herhangi bir dayak atma durumu söz konusu değil : ) ) “Nerelisin?” ya da “Ne iş yapıyorsun?” diyor Bora Bilgin. Hikayenin ucunu arıyor. Çünkü onun için hastaları aynı zamanda kazanılacak yeni bir deneyim anlamına geliyor. Sadece bedensel dertleri ile ilgilenmekle yetinmiyor. Yani, kısacası Bora hastalarını duyguları ile dinliyor.

Bora Bilgin’i diğer doktarlardan ayıran ve bu yazının oluşmasında ana nedenlerden biri olan özelliği de başta da belirttiğim gibi özgün bir bloga sahip olması. “Hastalarımdan öğrendiklerim” başlığı altına aldığı yazılarının her biri “Güleriz ağlanacak halimize” dedirten Aziz Nesin öykülerine benziyor.

Randevularına 1,5 saat geç gelen iki abla kardeşten bahsediyor. Onların hikayelerini ortaya çıkarmak için aralarında kaç yaş fark olduğunu soruyor. “Bilmem” yanıtı alınca şaşırıyor. Daha sonra kardeşlerden birinin okuma yazmasının olmadığını öğreniyor.

Nerede büyüdüğünü sordum. İzmir’de büyümüş, ama okuldan hep kaçarmış. Ablası ‘Öğretmenler gelsin diye hep benimle haber gönderirlerdi’ dedi. Sırası gelince ablanın tahsilini sordum. Orta ikiden terkmiş.

Kardeşlerin hikayesi işte bu noktadan sonra Aziz Nesin’e selam çakıyor. Bora o hikayeyi şöyle sonlandırıyor;

Neden randevuya geç kaldıklarını sordum. ‘Benim okumam var ama ben de saati bilmem’ dedi. Sahiden kollarında saat yoktu. İzmir’de onların yaşında okuma yazma bilmeyen insan gördüğüme çok şaşırdığımı söyledim. Biz doğuluyuz ya ondan dedi. ‘Nerelisiniz?’ diye sordum. ‘Tokat’lıyız’ dedi. ‘Tokat doğuda mı?’ dedim. ‘Ben de bilmiyorum nerede?’ dedi.

Gördüğünüz gibi hikayeler, mesajlar, algılanması gerekenler her yerde. Yeter ki, Bora Bilgin gibi onları almak için hazır olalım, çaba sarfedelim.

Peki, bu kadar ince detaylarıyla tarif ettiğim bu doktoru ben tanıyor muyum? “Tabii ki tanımıyorsun. Nereden tanıyacaksın. Blogunu okumuşsundur da oradan yap-boz gibi çıkarımlar yapmışsındır” diyeceksiniz. Peki bu yorumu bundan 10 -hadi biraz daha abartayım 5- sene önce yapabilir miydiniz?

Blog deyip dört harfe sığdırdığımız bu olgu, belki bilinçli belki de farkında olmadan o kadar çok ipucu veriyor ki biz yazarlarının kişilikleri hakkında, herhangi bir ortamda bloglarının takipçisi olduğunuz o kalemlerle karşılaştığınızda sanki eski bir arkadaşınız ya da her gün yüzünü gördüğünüz komşunuz ile karşılaşmış gibi hissediyorsunuz. İşte blogların bu kadar çekici oluşu tam burada gizli bence; “Samimiyet“.

İlgili: , , , , , , ,

Yorum yap





Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?



Eğlenen & Sunan

© Takipte.com - Yıldızları takip et! | Selim Yörük | Wordpress-TR