Bir blender markası ne kadar samimi olabilir?
Yazan: Selim Yörük |
Artık 2.0′ların dünyasındayız. Web 2.0, Mobil 2.0, Pazarlama 2.0…
Herkes çalıştığı iş kolunda yaptığı herhangi bir yenilik için sektörün sonuna 2.0 getirerek çağ atladığını iddia etmesi dışında meydana gelen gelişmeleri büyük bir umutla izliyorum.
Hiç uzatmadan istediğiniz, beğendiğiniz herhangi bir “2.0 çatısı” altına alabileceğiniz bir markadan söz etmek istiyorum; Blendtec
Bir blender’ı nasıl pazarlarsınız? TV reklamında, ev hanımı kılığındaki güzel kızlara blender’ınızı tutturursunuz, radyoya kötü bir müziğin üzerine “vızzz” efektinin ardından markanızın adını eklersiniz, gazeteye bir masanın üzerinde blender’ınız, yanlarında bir sürü sebze meyve…
Budur değil mi gördüklerimiz, bu güne kadar yapılanlar… Zaten bir blender nasıl insana samimi gelir ki? Bildiğin robottur adı üzerinde. İhtiyacın varsa adını duyarsın, yoksa hayatının hiçbir döneminde “Şöyle bir blender varmış” diye başlamazsın cümleye. Çünkü bu bir son model cep telefonu ya da kıpkırızı bir araba değildir.
Ama işte Blendtec yukarıda söylediklerimin hepsini bize yutturuyor.
Fikir çok basit; “Öğütebilecek mi?“
Bir video ekipmanı, bir adet doktor kılığında, sevimli bir amca ve bir podcast. Her bölümde, ürününüzle bir sürü garip şeyi öğütmeye çalışıyorsunuz.
İşte bakın neler oluyor; WillItBlend.com‘da.
Sonuç şu;
- Blender’ınızın ne kadar “durdurulamaz” olduğunu söylüyorsunuz.
- İnsanların diline bir hikaye vermiş oluyorsunuz (Bkz: womm)
- Markanızı kullanmak bir statü haline geliyor (”Hmm, evet ya, hani şu iPhone’u öğüten marka var ya o işte“)
- Videolarınız daha doğrusu reklam filmleriniz yüzbinlerce site ve blog’da “ilginç video” adı altında haber/konu oluyor
- Reklamınızı insanlar ilgiyle ve seve seve izliyorlar
- Ve bir blender’ı samimi bir hale getirmeyi başarıyorsunuz!
Uzun zamandır değinmek istiyordum Blendtec’e. Sonunda oldu, rahatladım. Bir reklamlarını daha ben yapmış oldum. Kutluyorum Blendtec.


