Gazete köşelerinde blog havası

Yazan: Selim Yörük |

Ülkemizde, kariyer sahibi olan ya da olmayan birçok kişi son bir yılda yeni bir alışkanlık kazandı; blog takibi. Bu alışkanlık başlı başına bir mesai haline geldi.

Kahvaltı masasına oturup, bacak bacak üstüne attıktan hemen sonra çayımızdan bir yudum alırken gözattığımız gazetenin yerini dizüstü bilgisayarımızda açık bulunan bloglar almadı henüz ama ben ilerisi için bu değişimin farklı bir yapıda gerçekleşeceğini düşünüyorum (Bkz: Görüyorum. Medya evrilecek). Gerçekleşeceğini düşündüğüm bu değişim, klasik medyanın taşlarını sallayacak.

“Blog kültürü” medyanın sunumunu etkileyen ve ileride de etkileyecek olan önemli olgulardan biri. Ülkemizde de blog kültürü yalnızca “blogcu”lar ile desteklenmekle kalmıyor. Sendeyolla.com bu kültürün kurumsala yansımış ve bir ürüne dönüşmüş ilk örneklerinden. Hürriyet gazetesinin bir iştiraki. Vatan gazetesi de okurların katılımı için internet sitesi içerisinde bir komunite blogu açmış durumda.

Blog akımından etkilenen yukarıdaki örneklerdeki gibi bilinçli olarak üretilen yeni projelerin dışında bir de farkında olmadan bu akıma kendini kaptıran basın mensupları da bulunmakta.

Daha önce bu “bilinçsiz”lerden birini işlemiştik (Bkz: Tuğçe Baran’ın blogu). Bu yazıda Tuğçe Baran’ın (ya da bu takma isimle yazan kişinin) bir blog açmasının çok yerinde bir fikir olacağını düşündüğümü belirtmiştim. Bu düşünce o günden bu yana daha da genel bir boyuta ulaştı.

Takip ettiğim birçok köşe yazarı artık bloglarda görmeye alışık olduğumuz yazılar tarzında ürünler vermeye başladı.

Bir adet televizyon programı begenisi;

“Ahh… Çok güzel programdı. Çok begendim. Ama su sanatçı pek sönük kaldı. Sanırım program sunucusu ile araları bozuktu. Ekranlarda profesyonelliğe ters düşen bir hareket olarak…”

Bir adet “Geçen gün…

“Geçen gün bir dostumla, deniz kenarındaki nezih bir çay bahçesinde cappuccinolarımızı yudumlarken şöyle bir olaya tanık olduk. Ülkemizin en önemli sorunlarından birini tekrar hatırlatan bu olay aslında…”

Bir adet e-posta cevabı

“Dün yazdığım yazı ile ilgili gelen mailler arasında bir tanesi dikkatimi çekti. Bu, türbanlı olduğunu belirten genç bir kızımıza aitti. Şöyle ilginç bir yorumda bulunmuş…”

Bir adet kitap/album yorumu

“İtiraf ediyorum. İstiklal Caddesi’ni yeni ve alınabilecek albumlerden haberdar olmak için kullanıyorum. Geçen perşembe günü birçok müzik mağazasında daha önce hiç duymamış olduğum bir parçanın çaldığını farkettim. Çok hoşuma gitti. Daha sonra bu mağazalardan birine gidip, görevliye…”

Bir adet “hafif politika

“Ülkemizin sorunları bitmek tükenmek bilmiyor. Bu sorunların her birininin sadece isimlerini saysak, onlarca kitaba anca sığar. İşte bu sorunlardan en önemlisi Başbakanımızın da salı günki meclis konuşmasında altını çizdiği…”

***” işareti ile ayrılan ve toplasak 5 kısa blog girdisi anca yapacak olan bu tür bölük pörçük yazılar ile ülkenin en çok okunan gazetelerindeki köşeler doluveriyor.

Köşelerini bu tür “blogvari” yazılarla dolduran yazarlar, her gün bir şey yazmak zorunda olmalarını bir bahane olarak ortaya atarlarsa da çok daha utanç verici bir duruma düşerler bana kalırsa. Çünkü, ülkemizde, her gün güncellenen ve yukarıdaki gibi “hafif” olmayan, (neredeyse) bir deneme yazısı olarak değerlendirebilecek kalitede ürünler veren Türkçe bloglar bulunmakta.

Günümüzün köşe yazarları, gelecekte medyanın alacağı yeni formda, kendilerine yer bulmak için, yazılarının içeriklerinin doyuruculuğunu ve kalitelerini üst düzeyde tutmaları gerekirken, bu şekilde “kötü”ye doğru giden bir değişim içinde olmaları oldukça garip.

Her geçen gün yeni bir dergi iflas bayrağını çekip, yazılı basın takımının sahaya bir kişi eksik çıkmasına neden oluyorken, “gelecekteki medya” için hiçbir değişim ya da gelişim planlamayan köşe yazarları ve gazeteler için ufukta bir sonun göründüğü açık. O son çok uzakta olsa da, önlem almak, gazete sayfalarına dokunmayı çok seven okurlara layık oldukları içeriği vermeye çabalamak sanırım anlamsız bir uğraş olmaz.

İlgili: , , , , , ,

Yorum yap





Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?



Eğlenen & Sunan

© Takipte.com - Yıldızları takip et! | Selim Yörük | Wordpress-TR