Yazan: Selim Yörük | Yorum yap
Felsefe ile -özellikle akedemik anlamda- ilgilenenler bilirler, kitapları kilo ile ölçüleçek derecede “ağır”dır. Felsefeye ilgi duyup, kitaplarına göz atmak isteyenler daha en baştan korkarlar.
Bu konuda çözüm olabilecek, animasyonlar ve görsel içerikle zenginleştirilmiş, zaman çizelgesi üzerinde ilerleyerek gayet açık ve net biçimde felsefeyi özetlemiş bir uygulama “Enlightenment Philosophy“.
Felsefenin kilit adamlarının metafizik, epistemoloji ve etik hakkındaki düşünceleri arasındaki benzerlikleri, farklılıkları gayet güzel bir şekilde sergilemiş (Bkz: İngilizce sözlükler).
İlgili: bilim, felsefe
Yazan: Selim Yörük | Yorum yap
Oldum olası minimalist ve idealist insanları takip etmiş, hikayelerini dinlemiş ve örnekler çıkarmaya hevesli olmuşumdur. Garip bir çekicilikleri vardır üzerimde. Özellikle idealist insanlar takdirimi kazanır. Hayatlarını belki de çoğumuzun ütopik olarak adlandıracağı bir ülkü uğruna şekillendirmeye gönüllü olan insanlardan bahsediyorum.
Theo Jansen bahsettiğim idealistlerden. 17 yılını, Hollanda sahillerinde özgürce dolaşacak bir yaratık (robot) yapmak için harcamış. Elektronik aksamı yok denecek kadar az, plastik kamışlarla yaratılmış bir iskelet ve sadece rüzgarın desteğiyle, hiçbir kontrol altında olmadan gezip dolaşabilme yeteneği…
Yazının Devamı »»
İlgili: bilim, idealist, izle, minimalist, mühendisi yeni fikirler, robot, theo jansen
Yazan: Selim Yörük | Yorum yap
Gerçeği anlama ve taklit etme bilimin en büyük amaçlarından biri. Bu amaçla yola çıkıp, insan hayatını kolaylaştıran buluşların icadı mümkün olabiliyor.
Japon bilim adamları da bu güdü ile en çok buluş üreten ülkelerden biri yaptılar Japonya’yı ve aynı hızla devam ediyorlar. Bu kez kokuların peşindeler.
Öyle bir makina üretmek için uğraşıyorlar ki, kokuları taklit edebilsin. Bu amaçla deneme aşamasında bir makina üretmişler.
Makinanın 3 temel görevi var;
Yazının Devamı »»
İlgili: araştırma, bilim, bilim adamı, takamichi nakamoto
Yazan: Selim Yörük | Yorum yap
Normal bir insan beyninin ürettiği akıl gücüne kıyasla daha emekleme aşamasında olan Yapay Zeka (Artificial Intelligence) geliştiricileri halen taklidini yapmaya çalıştıkları organın çalışma prensiplerini tam anlamıyla kavrayabilmiş değiller. Ürettikleri “akıllı” makınalar, bir insan olarak gözümüz kapalı yapabileceğimiz şeyleri zor bela gerçekleştirdiklerinde, hayretle karışık bir gülümseme ile alkışı patlatıyoruz.
Yapay zeka üzerine çalışan bilim adamları en büyük engellerinin taklit etme ve öğrenme gibi karmaşık fizyolojik yetenekleri makinalara kazandırabilmek olduğunu belirtiyorlar. Oysa sıradan bir insan olarak her birimiz her gün onlarca yeni şey öğreniyor, onlarca kişiyi, durumu, olayı taklit ederek hayatımızı devam ettiriyoruz. Peki ama bu nasıl oluyor?
Yüzyıllar önce doğmuş olsak ve gelecekten gelen birinin vasıtasıyla iki tekerli bir bisiklet görsek. Ve bu ilk görüşümüzde, bu kadar ince şeylerin üzerinde dengede kalmayı ve hatta üstüne üstlük bir de hızla ileriye doğru ilerlemeyi ancak sirkte yıllarca çalışmış bir ustanın en göz kamaştırıcı numarası olarak izleyebileceğimizi düşünürdük. Ama hayır. Alelade bir insanoğlu olarak o cambazlığı öğreniyor ve işin garibi bir süre sonra da nasıl oluyorda bu ucubenin üzerinde kalabildiğimizi bile düşünmez oluyoruz. Aynen yürümek, zıplamak, koşmak kadar doğal ve basit geliyor. Peki ya bir gün kendi üretimimiz olan makinalara bu bizim çok kanıksadığımız yetenekleri entegre edebilirsek?
Yazının Devamı »»
İlgili: araştırma, bilim, einstein, gelecek, geliştirme, ikinci dünya savaşı, manhattan projesi, teknoloji, yapay zeka