Bir blender markası ne kadar samimi olabilir?
Yazan: Selim Yörük | Yorum yap
Artık 2.0′ların dünyasındayız. Web 2.0, Mobil 2.0, Pazarlama 2.0…
Herkes çalıştığı iş kolunda yaptığı herhangi bir yenilik için sektörün sonuna 2.0 getirerek çağ atladığını iddia etmesi dışında meydana gelen gelişmeleri büyük bir umutla izliyorum.
Hiç uzatmadan istediğiniz, beğendiğiniz herhangi bir “2.0 çatısı” altına alabileceğiniz bir markadan söz etmek istiyorum; Blendtec
Bir blender’ı nasıl pazarlarsınız? TV reklamında, ev hanımı kılığındaki güzel kızlara blender’ınızı tutturursunuz, radyoya kötü bir müziğin üzerine “vızzz” efektinin ardından markanızın adını eklersiniz, gazeteye bir masanın üzerinde blender’ınız, yanlarında bir sürü sebze meyve…
Budur değil mi gördüklerimiz, bu güne kadar yapılanlar… Zaten bir blender nasıl insana samimi gelir ki? Bildiğin robottur adı üzerinde. İhtiyacın varsa adını duyarsın, yoksa hayatının hiçbir döneminde “Şöyle bir blender varmış” diye başlamazsın cümleye. Çünkü bu bir son model cep telefonu ya da kıpkırızı bir araba değildir.
Ama işte Blendtec yukarıda söylediklerimin hepsini bize yutturuyor.
Fikir çok basit; “Öğütebilecek mi?“


