Web sizi anlayacak, çok yakında!

Yazan: Selim Yörük | Yorum yap

Zaman zaman çeşitli sitelerimin istatistik gereçlerini incelerken, Google aramaları (query) ile gelen kullanıcıların, seçmiş olduğu anahtar kelimeler dizisi dikkatimi çeker.

Büyük bir çoğunluğu sanki Google bir arkadaşlarıymış gibi sesleniyor; “Michael Schumacher kaç yaşında çabuk” gibi.

Bu durum başlarda komik ve garip geliyordu. Bunun kullanıcı hatası olduğundan oldukça emin olan ben sonradan bunun bir “kullanıcı talebi” olduğunu ve bunun üzerine çalışmaların çoktan başladığını öğrendim.

Bundan 4-5 yıl önce, daha web kültürünü hazmedememişken gülüp geçtiğim bu kullanıcı hatası (kullanıcı talebi) meğer oldukça büyük bir güruh tarafından ciddi araştırma ve geliştirmelerle incelenmekte imiş.

Ve adı da Semantic Web

Yani “herhangi bir ek yorumlama gerektirmeden kendi başına bir anlam ifade eden web/internet verisi“.

Kısaca bir örnek vermem gerekirse; “What is semantic web? @ Google

Yazının Devamı »»

İlgili: , , , , , , , , , , ,

8 November, Thursday , 2007

Pazarlama yalnızca ürünleri kapsamaz

Yazan: Selim Yörük | Yorum yap

Ülkemizde “pazarlama” hiç de hoş bir kelime değildir. Türlü terbiyesiz anlamlara gelmekle birlikte “pazarlamacıların girmesi yasaktır” uyarısı da pazarlama kavramını “rahatsız edici” bir eylemle eşanlamlı yapar.

Ülkemizde pazarlama daha kendisini doğru dürüst pazarlayamamışken kavramın içeriğinin tam olarak, eksiksiz kavranması da bekleyebileceğimiz bir durum değil.

Pazarlama çoğu zaman firmaların ürettikleri ürünleri satabilme amacıyla yaptıkları çeşitli aktiviteler olarak bilinir. Aslına bakılırsa en temelde amaç budur fakat pazarlama adına yapılan faaliyetler her zaman direkt olarak ürün satışına yönelik olmayabilir.

Firmaların kurumsal yapılarını özgün bir kimlik içerisinde oluşturmaya, korumaya çalışmaları da bir pazarlama eylemidir. Örneğin Google.

Yazının Devamı »»

İlgili: , , , , , , , , , , ,

6 May, Sunday , 2007

Çevrimdışı hedef başarıyla vuruldu. Sektör temiz. Şimdi ateş etme sırası sizde!

Yazan: Selim Yörük | Yorum yap

serdar-kuzuloglu-1.gifÜlkemizde İnternet dışında, yaygın medyada bilişim gündemini takip edebilece kaynak pek azdır. Az bulunduğu için de bu kaynaklar değerlidir. Bu değerli kaynaklardan biri de, geçen yazımda bir bardak çay içmeye davet ettiğim Serdar Kuzuloğlu.

Evet yanlış duymadınız, yalnızca bir blog yazısını kullanarak, tanınmış birine çay içme davetinde bulundum. O yazıda da belirtiğim gibi bunu e-posta ortamında da dile getirebilirdim ama ben birazcık da blogların gücünü test etmek amacıyla böyle bir yola başvurdum. Neyse ki, sonuç başarılı oldu : )

Serdar Bey “Veni, vidi, vici” şeklinde bir yorum bırakarak bu davetten haberdar olduğunu belirtti. Ben önce, bu yorumun gerçekten Serdar Bey tarafından yapıldığına inanmayıp “Geldiysen üç kere tıkla” diyerek onay e-postası istedim : ) Çok geçmeden serdar@kuzuloglu.com adresinden “Selam” başlıklı bir onay iletisi alınca bu gerçeği kabullendim : )

Gerçekten Serdar Bey bu tepki süresi ile takdiri haketti. Pazar yayınlamış olduğum yazıya Salı günü cevap vermesi oldukça şaşırtıcıydı. İki gün… Aslında 2 gün sayılamaz. Ben yazıyı tam olarak 01/04/2007 19:27’de yazmışım. Serdar Bey de tam olarak 03/04/2007 02:42’de “Veni, vidi, vici” demiş.

Yani tam olarak 31 saat 15dk’da yanıtlamış. 1,5 günden bile az.

Bu sürenin içerisinde, yazı yazıldıktan sonra Google‘ın örümceklerinin gelip, bu yazıyı indekslemeleri ve yazının arama sonuçlarında yer alması gibi süreçler de var ki, bu şekilde hesaplarsak sanırım Serdar Bey’in tepki süresi 1 günün altında sayılır, saatlerle ifade edilebilir. Bu arada yazı Google’da “M. Serdar Kuzuloğlu” aramasında 5. sıraya yükselmiş, vay be : ))

Okyanus Ötesi‘nden tanıdığımız Türker Keskinpala, ilk yazıya yorum olarak güzel bir fikir getirdi;

Katılımcı bir sohbet olması için okuyucularından kendisine sormak isteyebilecekleri soruları sana göndermelerini isteyip, bir derleme yapabilirsin

Bence uygulanabilir ve yarar sağlayacak bir fikir. O halde neden gerçekleştirmeyelim.

Şu sıralar Serdar Bey ile görüşme tarihini ve yerini kararlaştırmaktayız. Görüşme tarihine kadar, Serdar Bey’e sormak istediğiniz sorular var ise iletebilirim. Pek tabii bu her birini sorabileceğim anlamına gelmiyor ama gerçekten sorulması gerektiğini düşündüğüm bir soru ise cevabı için Serdar Bey’i sıkıştırabilirim : )

Sorunuzu bu yazının altına yorum olarak bırakabilirsiniz. Şimdiden katılımınız için teşekkür ediyorum.

Buyrun, atış serbest!

İlgili: , , , , , , ,

3 April, Tuesday , 2007

M. Serdar Kuzuloğlu benimle bir bardak çay içer misin?

Yazan: Selim Yörük | Yorum yap

Ünlü sıfatını çıkartıp, sıradan biri gibi hepimizin arasına karışan tanınmış kişilere büyük sempati duyuyorum. Kısacası ünlü olmasına rağmen doğallığından bir şey kaybetmemiş kişilerden bahsediyorum. Bence Serdar Kuzuloğlu bu kişilerden biri.

Daha önce Anafikir.com’da da bahsetmiştim ondan. Şimdi de onun bu doğallık belirtgeçlerinden bahsetmek istiyorum.

serdar-kuzuloglu.jpg

Bir kişisel sitesi var. Öyle kişisel ki, girin kendiniz bir bakın; Mserdark.com. Tanınmışlar kendilerine ait bir İnternet sitesi açarlarsa çoğu zaman cafcaflı olur. Bir ajansa yaptırılır. Ama Serdar Kuzuloğlu bu tarz bir tercih yapmamış. Benim tahminim sitesini kendisinin kodladığı : ) Eğer tahinim doğru ise bunu ilk doğallık, samimilik belirtgeci olarak işaretliyorum.

Yazının Devamı »»

İlgili: , , , , , , , ,

1 April, Sunday , 2007

114 kere kopyalayıp yapıştırınca Google TV karşında olacakmış(mış)

Yazan: Selim Yörük | Yorum yap

Google‘ın YouTube‘ü almasının ardından İnternet üzerinden izlenebilecek bir televizyon projesi üzerinde çalıştığı dedikoduları artmıştı. Bu dedikoduların oldukça fazla ilgi gördüğü tesbitinde bulunan yaratıcı bir arkadaşımız ortaya şakayla karışık bir “gerçek” tiyo atıyor. Ve bu tiyonun “gerçek”liğini arttırmak için bir dizi video hazırlıyor.

Videolar (gerçekte var olmayan) sınırlı sayıda kişinin kullanımına açılmış (gibi gösterilen) Google TV‘nin sitesine Gmail‘den ulaşmanın ipuçlarını veriyor. Yüzlerce kez aynı işlemi yaptığınızda ulaşabileceğiniz anlatılıyor. Hatta anlatan da 114. yapışında Google TV’ye girilebildiğini, yani girebilene kadar bu (anlamsız) şeyi yapmaya devam etmelerini öğütlüyor. Çok inandırıcı, çok yaratıcı, çok eğlenceli.

Diğer iki video da aşağıda;

Yazının Devamı »»

İlgili: , , , ,

2 March, Friday , 2007



Eğlenen & Sunan

© Takipte.com - Yıldızları takip et! | Selim Yörük | Wordpress-TR