Aptalca bakmakla başlayalım mı?
Yazan: Selim Yörük | 7 Yorumlu
Alışkanlık insanoğlunun hayatını beyin sağlığını kaybetmeden sürdürülebilmesini sağlayan en önemli özelliklerinden biri. Örneğin içeride pür dikkat çalışırken dışarıda bir kazı çalışması başlar, ilk dakikalarında sizi çıldırtacak gibi olur, “Tam da sırası!” dersiniz. Ama daha sonra, öyle bir an gelir ki, dışarıdan ses gelip gelmediğinin bile farkında olmazsınız. Ama kazı çalışması ve delirtici gürültü hala oradadır. Duymayız, ya da daha doğrusu duyumsamayız.
Bir de şunu düşünün; birçoğumuz görmüştür, bir tanıdığınız evleniyor, düğüne gitmişsiniz. Son ses müzik, dans edenler, bağırışanlar, gülüşenler… Tam bir curcuna. Ama iki masa yanınızda, biraz önce dans pistinde arkadaşlarını kovalayan 5-6 yaşlarındaki minik güzel çocuk, annesi tarafından iki sandalyeyi bir araya getirilerek yapılan yatakta, üzerinde babasının ceketi, mışıl mışıl uyuyor.
Bir eve misafirliğe gidiyorsunuz. İnanılmaz keskin ve kötü bir koku ilk dakikalarda burnunuzu yakıyor. Kokunun kaynağını da bilmiyorsunuz ama dayanılacak gibi değil. Daha sonra sohbete dalıyorsunuz. Ve artık oda sanki hiç kokmuyor. İki dakika sonra bir arkadaşınız eve geliyor ve size “Bu ne koku böyle!” diyerek çaktırmadan burnunu kapıyor.
Şu an soluduğumuz havanın içerisinde milyonlarca bakteri ve virüsün uçuştuğunu birçoğumuz biliyor. Ya hasta olursak, bir anda kanser oluverirsek?




