Deneyimler’i net olanların paylaşım sitesi

Yazan: Selim Yörük | Yorum yap

Pazarlama blogları birlikteliğinden doğan başarılı bir ürün Deneyimler.Net.

Fikir Atölyesi‘ndeki yaratıcı alt ürünlerinden tanıdığımız Tunç’un fikir babalığında, yirmiye yakın pazarlama bloğu yazarının katkılarıyla gerçekleştirilen bir proje.

Kim ki bunlar?“, “Ne yapıyorlar?” diyenleri duyar gibiyim. En değerli şeylerini paylaşıyorlar bana kalırsa. Gidin bir göz atın siteye…

İlgili: , , , , , ,

12 Ekim, Perşembe , 2006

Yeni bir logoyu beğenmeme hakkımı kullanıyorum

Yazan: Selim Yörük | Yorum yap

Konuya (Yapı Kredi‘nin yeni logosu) yakın ya da uzak olanları bir kenara itip, tersten gitmek istiyorum. Bu yüzden yazı biraz “ters” gelebilir. Riske girmek istemeyenleri bu konuda belli bir tecrübesi, birikimi ve üretmişliği olanların yorumlarını[1] [2] [3] incelemelerini öneriyorum.

Yeni bir logo görüyorum. Ama bir gariplik var. Sanki basitçe iki logonun yapıştırılması gibi. Hani çocuklar meşgale (oyun) olsun diye gazeteden kesip beyaz karton üzerine uhu ile yapıştırırlar da “Bak anne ne yaptım” derler ya, aynen onu hatırlattı.

Biri kırmızı olarak tanıdığımız Koç‘un gri hali, diğeri İmpact karakterine çok benzeyen (belki de odur) bir font ile YapıKredi yanyana kolaj.

Bu logoyu kim yapmış? Banka veznedarlarından biri mi acaba?” gibi gayet cahil bir yorum yaparak araştırmalara giriştiğimde Türkçe’si bana “yabancı” gelen bir isimle karşılaşıyorum. Ama gerçekten, hiç abartmadan iletiyorum bu logonun aynısı Paint‘te de yapılabilirdi? Öyle yabancı isimlere de gerek yoktu yani. Ben bile ücretsiz yapabilirdim bunu eğer ortaya bu sonucun çıkacağını bilseydim. Yabancı isimlere dolarlar harcamaya gerek var mıydı? Cahilce konuştum yine değil mi? Haklısınız.

Gördüğünüz gibi başımda hiçbir şapka olmadan, gayet bilgisiz ve gayet cahilce “beğenmedim” diyorum bu logo için. Ne gibi bir tesiri vardır benim beğenimin bilmiyorum. Ama ekleyeyim, ben bir Yapı Kredi müşterisiyim. Bakın, müşterisi olduğum firma -neredeyse 100’de 2000’lik bir olasılıkla- böyle bir tekpi alacağını bile bile bana doğru negatif bir adım atıyor. Peki siz daha iyi bilirsiniz…

Eğer amaç, belleklerimize zarif leyleği ile kazınmış bu bankanın yeni logosunu her gördüğümüzde “Koç almış onları” dedirtmek idiyse gerçekten amaca ulaşılmış, başarılmış. Yapı Kredi’nin kapısından her girdiğimde fiş almadan hemen önce “Hmm bu eski Yapı Kredi değil, Koç almıştı di mi bunları” diye düşünmeden edemem sanırım.

Değişime alışmak tabii ki zordur değil mi? Haklısınız zordur. Hele alışması çok daha güçleştirilmiş ise. O dolarlar harcanan “yabancı” biraz daha uğraşıp ben ve benim gibilere bu gibi tepki verdirtmeyecek bir logo çalışması üretemez miydi acaba?

Ama nedir, 10 yıl sonra o güzel leylek unutulur, küçük çocuklar boynuzlu Yapı Kredi’ye alışırlar. Ne olacak ki? 10 yıl nedir ki…

İlgili: , , , , , ,

12 Ekim, Perşembe , 2006

İşte bunu sevemedim McDonald’s

Yazan: Selim Yörük | Yorum yap

Globalleşmenin doğal bir sonucu olarak, ülkemizde yüzlerce uluslararası firma pazarda. Her birimiz, bir çırpıda en az 5 tanesini sayabiliriz ve büyük ihtimal her gün en az birinin ürün ya da hizmetini satın alır veya kullanırız. Hatta öyle ki, müşterisi olduğumuz o firmanın dünya çapına yayılmış bir yapılanma içinde olduğunu bile unuturuz zaman zaman (Bunun nedeni, birçok Türk firmanın adının ingilizce olması da olabilir! Savunmaları da çoğu zaman “Daha karizmatik oluyor” gibi sığ bir düzeyde).

think1.jpgBu global firmaların büyük bir çoğunluğu ürün ya da hizmetlerini büyük düşünüp, yerel koşullara uygun hareket etme (“think globally, act locally”) mantığı çerçevesinde sunmaya çalışıyor. Fakat idari kadrolarda “kağıt üzerinde” başarılı bir şekilde işleyen bu yöntem, zaman zaman birebir müşteri ilişkilerinde gerçeğe dönüşemiyor. Nedeni de gayet basit; müşteri ile ilişkide olan yönetimden gelen o “kağıt”lar değil, çalışanlar.

McDonald’s da ülkemizde hizmet veren, yaygın bir ağa sahip olan global firmalardan biri. Türkiye’de oldukça büyük yatırımlar yapmış, gıda pazarında önemli bir yere gelmiş bir “Amerikan markası”. Yerelleşme politikasını da güçlü bir şekilde sürdürme uğraşında. Buna en iyi örnek; “McTurco“. Ayrıca bir diğer örnek ise Türkiye dışındaki başka hiçbir McDonald’s da olmayan ayran.

mcdonalds2.gifYerelleşme çabaları sadece ürünler ile sınırlı kalmıyor. Zaman zaman sosyal yardım kampanyalarında da boy gösterip, markalarını yabancı oldukları bir ülkede “sevilebilir” bir hale getirmeye çalışıyorlar. Örnek; Gıda sektöründe olmalarına rağmen, gelirinin bir kısmı eğitime ve yardıma muhtaç çocuklara giden kalemler satmak gibi.

Yazının Devamı »»

İlgili: , , , ,

17 Eylül, Pazar , 2006



Eğlenen & Sunan

© Takipte.com - Yıldızları takip et! | Selim Yörük | Wordpress-TR