Geçen yazıda bahsetmiştim; “Artık esnaf ağzı pazarlama” işe yaramıyor. Evet, gerçekten de öyle. Yani “Bizim ürün çok şahane bi’ bak, bi’ dene ne olur, ucuzuz da ha!” anafikrinden öteye gitmeyen reklam ve pazarlama stratejilerinden bahsediyorum.
Pazarlama konferanslarının aranan ismi Seth Godin her fırsatta, artık TV ve benzeri kitle iletişim araçalarıyla (mass-media mecralarıyla) sürdürülen pazarlama tekniklerinin körlüğe yol açtığını söylüyor. Haklı, çünkü kitle iletişim araçları, uçlardaki insanları yok sayıp ortalama insanlara reklam sunmayı hedefliyorlar. Çünkü böylece daha çok kişiye ürünlerinin reklamını ulaştırmış oluyorlar. Ortalama her zaman çoğunluğun yığıldığı yerdir çünkü.
Geçen yazıda bahsettiğim 30bin kişiye ulaşan elektrikli odun kesme motorun reklamını yapan spam maili düşünün acaba ortalama insanlara gönderilen bu iletiyi kaç kişi “Hmm, alsam mı acaba” diye okumuştur?
Ya da şöyle düşünelim, ürününüzü direk yollarla övmek artık ne kadar farklındalık yaratıyor? Neredeyse tüm markalar bunu söylemiyor mu; “Benimki daha iyi“.
Geçmişte olsak işe yaramaya devam edebilirdi bu taktik ama artık eskiden olduğu gibi 3-5 marka arasından seçim yapmıyoruz ki. Yüzlerce marka aynı şeyi söylüyor, fark ne?
Bazı pazarlamacılar baktılar ki, 10-15 saniyelik “Ben en iyisiyim, süperim beni al” reklamları artık işe yaramıyor, mükemmel(!) bir yaratıcılıkla “Madem bunlar işe yaramıyor, uzatalım yarım saat reklam yapalım, dizi gibi olsun” formatını buldular. 15 saniyelik reklamda kurulan cümleyi yüzlerce kere, yarım saat boyunca tekrar edince satabiliriz zannettiler. Ne garip! Ne akıllıca bir çözüm!
Sorunun kurdukları cümlede olduğunu kavrayamayıp, “Az geliyor insanlara bu reklam, çok çok izletelim“in çözüm olduğun düşündüler. İnanılacak gibi değil!
Üçüncü kalite oyunculara ezberlettikleri “övgü” cümleleriyle yarım saat boyunca, gecenin bir yarısı artık ağızlarından salyalar akıta akıta uyuklamakta olan insanları hedef aldılar. Şahane bir seçim gerçekten!
E, oyuncular ezberlerini iyi aktarabildiler pek tabi, çünkü işleri bu ama çoğu zaman hesap edemedikleri birçok şey oldu, daha çok öveyim, elimdeki traj bıçağını dünyanın en önemli buluşu gibi aktarayım da, bana bu işi verenleri daha çok sevindireyim istediler ve sonuçları daha kötü oldu.
Bakın bu elim sonuçlardan sadece bir örnek: “Buradan tek parmağınızla kilitliyosunuz. Bu kadar basit. Aaa hem bu gayet de sağlam ha. Hemen bu canlı yayında bir deneyeyim isterseniz, inanmıyorsanız! Şimdi üstüne çıkıcam ve hiçbir şey olmayacak. O kadar sağlam ki“
Adam yerde, kafasını kırmış, acılar içinde ama işini kaybetme korkusundan “Aslında ben yanlış yaptım, kilitleyemedim tam. Aslında şahane çalışıyor, şahane bir ürün bü” demeye çalışıyor.
Rezalet! Bu şimdi satışı arttırmaya yönelik bir reklam mı yoksa “Aman bu ürünü almayın” veryansını mı?
Jim Carrey‘in oynadığı, 1998 yapımı, Truman Show adlı filmi izleyenler bilecektir, filmin ana konusu -hayali- bir televizyon programıydı. Program, doğumundan itibaren, yaşamının her saniyesi etrafındaki milyonlarca kamera tarafından kaydedilen Truman adlı bir kişinin hayatından oluşuyordu.
Senaryoya göre, kaydedilen bu görüntüler canlı olarak tüm dünya ile paylaşılıyordu ve program adeta bağımlılık yaratmıştı. İnsanlar Truman’ın hayatını bir dizi gibi izliyorlardı. İşin garip tarafı ise Truman bir kurgu ürünü olduğunu, hayatının her aşamasının ancak bir dizi sahnesi kadar gerçek olduğunu ve yaşamının her dakikasının canlı olarak yayınlandığının farkında değildi.
Truman Show adlı bu film tam anlamıyla “post-modern” medyaya yönelik, ironik bir eleştiriydi. Eğer filmin yazarı Andrew Niccol‘a bu kurgunuz gerçek olacak deseydik pek garip karşılamazdı sanırım.
İşte Justin.tv, abartısız Truman Show’un İnternet’e yansımış şekli. Tek farkı hayatı kameralara alınanlar bu eylemden haberdar.
Dünün arama motoru olarak ortaya çıkan Google, bugün yalnızca arama motoru algoritmasının gelişmişliği ile adından söz ettirmiyor. İnternet’te varolan içeriği size en kolay yolla ulaştırmayı vaad etmesinin yanında, son dönemlerde çevrimiçi işletim sistemi yönelişleri ve reklam verenlere yönelik Adwords, reklam yayımcılarına yönelik Adsense ile de İnternet reklam sektöründe baş oyunculardan biri olmasıyla, birçok kişinin argümanı haline gelen “Google İnternet’i gele geçirdi” savının gittikçe güçlenmesine neden oluyor. Bu sav geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen Davos Zirvesi‘nin de önemli konularından biri idi.
Bu yöneliş ile sanki tamamiyle farklı bir alanda hizmet veriyormuş gibi görünen, sektörde tekel olarak anılan Microsoft‘un azılı rakiplerinden oluyor. Hatta son dönemde Microsoft’un eğilimlerinin, İnternet teknolojilerine yoğunlaşmasına da Google’ın bu yükselişinin etken olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
“Medya” kavramını kökten değiştiren bir olgu olan blog hızla yayılmaya devam ediyor. Yazılı ve görsel medyanın dışında artık İnternet medyasından da bahsediyoruz hem de çokça.
Artık medya denen iletişim gereci sadece bilinen noktalardan yayılmıyor. Öyle bir durum söz konusu ki, her an hiç beklemediğiniz biri, bir ünlü, yalın bir işçi ya da ev hanımı medyanın içerisine dahil olabilir. Bloglar her geçen gün medyanın zenginleşmesine ve daha da özgürleşmesine önayak oluyor.
Tuğrul Gürgür da bir medya mensubu. Daha doğrusu bir blog yazarı. Yazılarının kalitesi, yazılı basının birçok kalemini geride bırakacak derecede; Derin ve sağlam. Derinlemesine değindiği konu İktisat, bu nedenle bloğunun adı da; İktisat Yazıları.
Konu ile ilgili olanların takip etmesini şiddetle tavsiye ederim.
Eski çağın medyası olmaya yüz tutan televizyon, kendini medya krallığının koltuğundan eden İnternet ile pek iyi geçinemiyor, en azından Türkiye’de bu böyle.
İnternet’in gelişi alışılagelmiş medyayı tehdit ettiği için huzursuzluk yaratıyor. Çünkü çoğu kişi için değişim iyiye işaret değil. Özellikle de şuanki durumda gayet iyi kazanıyorsanız.
Türk televizyonları İnternet’i halen haber bültenlerinde “Biraz da gülelim” başlığı altındaki komik videoları bulmak için kullanıyorlar. İnternet ile ilgili programlar ise pek nadir. Bu nadideler arasına yeni eklenen programlardan biri TechnoLogic.
Melih Bayram Dede tarafından hazırlanan ve sunulan program İstanbul genelinde karasal yayın yapan TV Net kanalında yayınlanıyor.
Programın metinsel haline Melih Bayram Dede’nin kişisel sitesinden ve görüntülerine de YouTube’den ulaşabilirsiniz.