Yazan: Selim Yörük | 3 Yorumlu
Bazı pazarlamacılar sunumlarını izleyeme gelmiş, öğrenmeye, gelişmeye aç, girişimci olmak için yanıp tutuşan arkadaşlara şöyle derler; “Kendi işinizi mi kurmak istiyorsunuz? Öyle bir ürün geliştirin ki, hedef kitlesi herkes olsun“.
Bir anlamda bahsedilen, hızlı tüketim malları (FMSG) kategorisine dahil olacak bir ürün sunmak. Bu cümlenin altında yatan ana fikir, o kadar çok potansiyel müşteriniz olsun ki, ürününüzün pazarlanması ve tabi ki satılması daha kolay olsun.
Bence bu oturmuş pazarlar için hiç de doğru olmayan bir sav. Ve günümüzün üretim dinamiklerine baktığımızda da artık dünya üzerinde (fiziksel anlamda yatırım yapmaya imkan vermeyen koşullarda bulunan) bazı bölgeler hariç, pek öyle oturmamış pazar kaldığı söylenemez. Kısacası tavsiye edilenin oldukça eskimiş bir yöntem olduğu söylenebilir.
Günümüzün eğilimlerine bakıldığında, minimum sermaye ile kurulan ve oldukça ciddi başarılar sağlayan, fakat birçoğumuzun adını bile bilmediği girişimlerin birçoğu, özelleşmiş ve tercihleri anlamında oldukça daralmış (niş) küçük kitlelere hizmet vermekteler.
# SOSYAL MEDYA ÜRETİCİLERİ MÜŞTERİ OLUR MU?
Gelelim yazının ana konusuna; içerik üreten ve tüketen dijital kimliklerin kitlesine. Yani birçoklarının her fırsatta dile getirmeyi sevdiği gibi web 2.0 kitlesine. En doğrusu sosyal medyayı oluşturan kitle. İçerik üretme ve bu içeriği pazarlama “işi”ni yaparken kullanılacak bir ürün olsa (ki var zaten) satın alınır mı? Yani Web 2.0 üreticileri, iyi kazandıracak bir müşteri kitlesi olabilir mi?
Yazının Devamı »»
İlgili: araştırma, fmsg, girişimci, hellotxt, micro blogging, müşteri, pazarlama, ping.fm, post later, reklam, sosyal medya, sosyal network, technorati, ticari model, web 2.0, wordpress
Yazan: Selim Yörük | Yorum yap
Markalar kendi başlarına varolabilen olgular olmaktan çoktan çıktı. Yani “Üret ve sun, işte markan budur” cümlesi çok eskidi. Artık her markanın bir hikayesi ve temsil ettiği bir “sıfat” olmak zorunda.
Örneğin Apple, teknoloji, telefon ya da bilgisayar üreten bir marka değil; satın aldığınızda size statü enjekte eden bir enjektör.
Absolute sizi sarhoş eden bir içki değil, içtiğinizde eğlencenin merkezine ışınlayan bir ilaç.
Nescafe bolca kafein içeren bir kahve markası değil, o kırmızı bardağını elinizde tuttuğunuzda, size sohbet ve arkadaşlık hediye eden bir mucize.
Coca Cola şekerli ve gazlı bir sıvı değil, size gençliği veren bir iksir.
Nike spor ürünleri üreten bir marka değil, sizi zinde, dinamik ve özgür kılan bir ekipman.
Hummer 4 çeker bir araç değil, kanınıza güç, otorite ve saygınlık katan bir serum.
Yazının Devamı »»
İlgili: absolute, apple, cinsellik, coca cola, eğlence, hummer, içki, konumlandırma, marka, nescafe, nike, pazarlama, reklam, schhh, schweppes
Yazan: Selim Yörük | Yorum yap
Artık 2.0′ların dünyasındayız. Web 2.0, Mobil 2.0, Pazarlama 2.0…
Herkes çalıştığı iş kolunda yaptığı herhangi bir yenilik için sektörün sonuna 2.0 getirerek çağ atladığını iddia etmesi dışında meydana gelen gelişmeleri büyük bir umutla izliyorum.
Hiç uzatmadan istediğiniz, beğendiğiniz herhangi bir “2.0 çatısı” altına alabileceğiniz bir markadan söz etmek istiyorum; Blendtec
Bir blender’ı nasıl pazarlarsınız? TV reklamında, ev hanımı kılığındaki güzel kızlara blender’ınızı tutturursunuz, radyoya kötü bir müziğin üzerine “vızzz” efektinin ardından markanızın adını eklersiniz, gazeteye bir masanın üzerinde blender’ınız, yanlarında bir sürü sebze meyve…
Budur değil mi gördüklerimiz, bu güne kadar yapılanlar… Zaten bir blender nasıl insana samimi gelir ki? Bildiğin robottur adı üzerinde. İhtiyacın varsa adını duyarsın, yoksa hayatının hiçbir döneminde “Şöyle bir blender varmış” diye başlamazsın cümleye. Çünkü bu bir son model cep telefonu ya da kıpkırızı bir araba değildir.
Ama işte Blendtec yukarıda söylediklerimin hepsini bize yutturuyor.
Fikir çok basit; “Öğütebilecek mi?“
Yazının Devamı »»
İlgili: blendtec, farklılık yaratmak, pazarlama, reklam, will it blend, womm
Yazan: Selim Yörük | 2 Yorumlu
Sosyal medyanın öyle içine girdik ki artık geleneksel medya (mass media) olarak adlandırılan ana kanaldan birçoğumuz oldukça uzaklaştı.
NTV‘de yayınlanan “Haydi Gel Bizimle Ol” programına konuk olan Okan Bayülgen şöyle diyordu;
Artık gençler televizyon izlemiyor. Biraraya geldiklerinde önlerinde laptop ve İnternet…
Bahsettiği gençler tam olarak bizleriz. Yani “biz” derken bu ve benzer yazıları okuyanlar, FriendFeed, Twitter ve Digg gibi servisleri kullanıp, Webrazzi, Düğümküme gibi blogları takip eden, Pilli Network‘ü soğuran bizlerden bahsediyorum.
Okan Bayülgen şunu da ekliyor
Önümüzdeki dönemde en büyük söz sahibi içerik üretenler olacak. IP-TV’nin yükselişi, diğer yandan Youtube ve benzerleri…
Bayülgen haklı, televizyondaki bu içerik kıtlığına yeni nesil gençler derman olacak, bu çok açık. Ama bu ancak üretmekle olabilir.
Yazının Devamı »»
İlgili: içerik, mass media, medya, myspace, ntv, okan bayülgen, pazarlama, reklam, sosyal medya, ttnet, vdsl
Yazan: Selim Yörük | 6 Yorumlu
Daha önce “Web sizi anlayacak, çok yakında” başlıklı yazıda Powerset ve Semantic Web‘den bahsetmiştim. Dijital verilerin ve medyanın anlamlandırılması açısından oldukça heyecan verici bir eğilim Semantic Web.
Powerset bu eğilimin öncülerinden ve belki de en ünlülerinden oldu. Semantic Web kelimesinin tanımından sonra “Ve Powerset bununla ilgili derin araştırma ve geliştirmeler içinde” cümlesi takip ederdi.
Geçtiğimiz yıl, Techcrunch40‘da adından bir hayli söz ettirmiş, ilgileri üzerine çekmeyi başarmıştı.
Tüm dijital dünyanın, “Hmm, neler olacak bakalım” diye düşünüp, merakla beklediği Powerset yakın zamanda, yalnızca Wikipedia makalelerini arayan şekli ile açıldı.
Bana sorarsanız affedilemez bir hata ile yaptı bu açılışı. Nedir bu hata?
Yazının Devamı »»
İlgili: 4play, arama motoru, google, konumlandırma, kullanıcı alışkanlıkları, kullanıcı deneyimi, pazarlama, powerset, semantic web