Schhh yetişkinler, beni içkinizden eksik etmeyin

Yazan: Selim Yörük | Yorum yap

Markalar kendi başlarına varolabilen olgular olmaktan çoktan çıktı. Yani “Üret ve sun, işte markan budur” cümlesi çok eskidi. Artık her markanın bir hikayesi ve temsil ettiği bir “sıfat” olmak zorunda.

Örneğin Apple, teknoloji, telefon ya da bilgisayar üreten bir marka değil; satın aldığınızda size statü enjekte eden bir enjektör.

Absolute sizi sarhoş eden bir içki değil, içtiğinizde eğlencenin merkezine ışınlayan bir ilaç.

Nescafe bolca kafein içeren bir kahve markası değil, o kırmızı bardağını elinizde tuttuğunuzda, size sohbet ve arkadaşlık hediye eden bir mucize.

Coca Cola şekerli ve gazlı bir sıvı değil, size gençliği veren bir iksir.

Nike spor ürünleri üreten bir marka değil, sizi zinde, dinamik ve özgür kılan bir ekipman.

Hummer 4 çeker bir araç değil, kanınıza güç, otorite ve saygınlık katan bir serum.

Yazının Devamı »»

İlgili: , , , , , , , , , , , , , ,

16 Ekim, Perşembe , 2008

Bir blender markası ne kadar samimi olabilir?

Yazan: Selim Yörük | Yorum yap

Artık 2.0′ların dünyasındayız. Web 2.0, Mobil 2.0, Pazarlama 2.0…

Herkes çalıştığı iş kolunda yaptığı herhangi bir yenilik için sektörün sonuna 2.0 getirerek çağ atladığını iddia etmesi dışında meydana gelen gelişmeleri büyük bir umutla izliyorum.

Hiç uzatmadan istediğiniz, beğendiğiniz herhangi bir “2.0 çatısı” altına alabileceğiniz bir markadan söz etmek istiyorum; Blendtec

Bir blender’ı nasıl pazarlarsınız? TV reklamında, ev hanımı kılığındaki güzel kızlara blender’ınızı tutturursunuz, radyoya kötü bir müziğin üzerine “vızzz” efektinin ardından markanızın adını eklersiniz, gazeteye bir masanın üzerinde blender’ınız, yanlarında bir sürü sebze meyve…

Budur değil mi gördüklerimiz, bu güne kadar yapılanlar… Zaten bir blender nasıl insana samimi gelir ki? Bildiğin robottur adı üzerinde. İhtiyacın varsa adını duyarsın, yoksa hayatının hiçbir döneminde “Şöyle bir blender varmış” diye başlamazsın cümleye. Çünkü bu bir son model cep telefonu ya da kıpkırızı bir araba değildir.

Ama işte Blendtec yukarıda söylediklerimin hepsini bize yutturuyor.

Fikir çok basit; “Öğütebilecek mi?

Yazının Devamı »»

İlgili: , , , , ,

21 Ağustos, Perşembe , 2008

Viral Pazarlama: Converse ile alan adları arasında gezinti

Yazan: Selim Yörük | Yorum yap

Converse 100. yılını kutluyor. Bu durumun altını çizmek için birkaç ay önce bir viral pazarlama kampanyası başlattı.

Kampanya birbirine bağlanmış bir sürü -tek sayfalık- sitelerden, daha doğrusu alan adlarından oluşuyor.

converse-viral.jpg

Tüm siteleri listelerdikleri de bir index sayfası yapılmış; ThisIsTheIndexPage.com

Bu kampanyanın Converse’ın marka bilinirliğini arttırdığı aşikar ama zincirdeki bazı videoların gerek sıkıcı gerekse Converse’e ait alt mesaj bile içermemesi açısından biraz üstünkörü olmuş gibi.

Zincir siteler mantığı oldukça güzel ama sitelerin içlerini doldurma da biraz aceleye kaçmışlar sanırım.

İlgili: , , ,

10 Ağustos, Pazar , 2008

Sosyal medya ve içerik üretimi

Yazan: Selim Yörük | 2 Yorumlu

Sosyal medyanın öyle içine girdik ki artık geleneksel medya (mass media) olarak adlandırılan ana kanaldan birçoğumuz oldukça uzaklaştı.

NTV‘de yayınlanan “Haydi Gel Bizimle Ol” programına konuk olan Okan Bayülgen şöyle diyordu;

Artık gençler televizyon izlemiyor. Biraraya geldiklerinde önlerinde laptop ve İnternet…

Bahsettiği gençler tam olarak bizleriz. Yani “biz” derken bu ve benzer yazıları okuyanlar, FriendFeed, Twitter ve Digg gibi servisleri kullanıp, Webrazzi, Düğümküme gibi blogları takip eden, Pilli Network‘ü soğuran bizlerden bahsediyorum.

Okan Bayülgen şunu da ekliyor

Önümüzdeki dönemde en büyük söz sahibi içerik üretenler olacak. IP-TV’nin yükselişi, diğer yandan Youtube ve benzerleri…

Bayülgen haklı, televizyondaki bu içerik kıtlığına yeni nesil gençler derman olacak, bu çok açık. Ama bu ancak üretmekle olabilir.

Yazının Devamı »»

İlgili: , , , , , , , , , ,

30 Haziran, Pazartesi , 2008

Coco-Star Viral Pazarlama Kampanyası (41? 29!)

Yazan: Selim Yörük | 3 Yorumlu

Geçtiğimiz yazılarda, genel olarak ülkemizde pazarlama kavramının pek yanlış anlaşıldığını ve bu yüzden uygulama şekillerinin ve örneklerinin de maalesef pazarlamanın asıl amacına nasıl hizmet edemediğinden bahsetmiştim defalarca 1, 2

Fakat diğer yandan da sevindirici gelişmeler de olmuyor değil. Örneğin artık birçok büyük firma pazarlamanın ve yöntemlerinin artık değişmesi gerektiğini kabul edip interaktif pazarlama tekniklerini kullanmaya sıcak bakmaya başladılar.

Şu an için sadece “sıcak bakmaya başladılar” diyebiliyorum çünkü halen pazarlama departmanlarının en başındaki insanlar TV reklamını vazgeçilmez ve pazarlamanın vardığı en son nokta olarak görüyor maalesef ve öyle çok yanılıyorlar ki…

Oysa artık modern pazarlama kavramının getirdiği birçok yeni taktikler var. İşte, daha önce Advergaming ile ilgili yazıda bahsettiğim Alemşah ve ekibinin (41-29) bu taktiklerin birçoğunu kullanarak kurguladığı, ülkemizde ender rastlanan türden bir pazarlama kampanyasından bahsetmek istiyorum; Yaman Gezgin Kayboldu

Yazının Devamı »»

İlgili: , , , , , , , , ,

17 Mayıs, Cumartesi , 2008



Eğlenen & Sunan

© Takipte.com - Yıldızları takip et! | Selim Yörük | Wordpress-TR