Yazan: Selim Yörük | Yorum yap
Duymuşsunuzdur, bundan 2 yıl önce CBS Last.fm‘i satın almıştı. Yani dünyanın önde gelen medya şirketlerinden biri.
Oysa Last.fm, 2002 yılında, Londra’da bir ofiste start-up olarak başlamıştı. Kısa bir sürede İnternet aleminin en sevilen müzik servislerinden biri olmuştu.
Uluslararası bir şirket bu küçük start-up’u alınca birçok farklı yönelimde bulundu. Kurucularının felsefesine uymayan kararlar da bunlara dahildi büyük ihtimal ama sanırım söz geçiremediler.
Last.fm önce, reklam alamadıkları ülkelerde radyolarını ücretsiz üyelere kapadılar. Kullanıcılarından büyük bir tepki topladılar. Herkesin sevimli alışkanlığı olan Last.fm, paragöz bir siteye dönüşüvermişti kullanıcılarının gözünde.
Daha sonra Techcrunch, Last.fm‘in kullanıcılarının gizli bilgilerini CBS tarafından pazarlanmasına izin verdiğini, gizlice farklı firmaların kullanımına açtığı iddiasını yayınladı.
Yazının Devamı »»
İlgili: cbs, kullanıcı deneyimi, last.fm, medya, müzik, sosyal network, start up, ticari model
Yazan: Selim Yörük | 1 Yorum var
Yaklaşık 3 yıl önce yazmış olduğum “Komik videolardan YouTube’e” başlıklı yazıda da biraz bahsetmiştim, YouTube izleme alışkanlığımızı küçük hamleler (yorumla, paylaş, yayınla) ile değiştirmiş ve “video” kelimesi ile ilk çağrıştırılan marka olmayı başarmıştı. Yani kola deyince Coca-Cola’nın aklımıza gelmesi gibi (Bkz: Markanın malzeme adı gibi benimsenmesi)
Basit ama daha önce denenmemiş, iş gören değişikliklerle pazara giren her markanın başaryı yakalaması oldukça umulası. Benzer bir örneği SlideShare için de verebiliriz.
Eskiden dökümanları paylaşmak için e-postadan ya da zipleyip sitemize koymaktan daha verimli bir yöntemimiz yoktu. O da “ekte” ve “indir” deme zorunluluğuyla. Yani ancak bu kadar verimliydi. Sınırlı sayıda insanla paylaşabiliyor idik, tam bir işkenceydi.
SlideShare ne yaptı? “Dökümanlarını (.doc, .txt), sunumlarını, PDF’lerini ve hatta Excell’ini bana yükle. Ve gerisini unut” dedi. Sanki dökümanlarımızı sihirli bir kutudan geçiriyor ve sonrasında hem bir linkte herkesin görebileceği şekle sokuyordu. Hem de kendi sitelerimizde, bloglarımızda tüm işlevleriyle görünebilir eklenebilecek şekle büründürüyordu. Tek kelimeyle ilaç!
Yazının Devamı »»
İlgili: bilgi zehirlenmesi, forum, friendfeed, google reader, information overload, rss, slideshare, sosyal network, video, youtube
Yazan: Selim Yörük | 3 Yorumlu
Bazı pazarlamacılar sunumlarını izleyeme gelmiş, öğrenmeye, gelişmeye aç, girişimci olmak için yanıp tutuşan arkadaşlara şöyle derler; “Kendi işinizi mi kurmak istiyorsunuz? Öyle bir ürün geliştirin ki, hedef kitlesi herkes olsun“.
Bir anlamda bahsedilen, hızlı tüketim malları (FMSG) kategorisine dahil olacak bir ürün sunmak. Bu cümlenin altında yatan ana fikir, o kadar çok potansiyel müşteriniz olsun ki, ürününüzün pazarlanması ve tabi ki satılması daha kolay olsun.
Bence bu oturmuş pazarlar için hiç de doğru olmayan bir sav. Ve günümüzün üretim dinamiklerine baktığımızda da artık dünya üzerinde (fiziksel anlamda yatırım yapmaya imkan vermeyen koşullarda bulunan) bazı bölgeler hariç, pek öyle oturmamış pazar kaldığı söylenemez. Kısacası tavsiye edilenin oldukça eskimiş bir yöntem olduğu söylenebilir.
Günümüzün eğilimlerine bakıldığında, minimum sermaye ile kurulan ve oldukça ciddi başarılar sağlayan, fakat birçoğumuzun adını bile bilmediği girişimlerin birçoğu, özelleşmiş ve tercihleri anlamında oldukça daralmış (niş) küçük kitlelere hizmet vermekteler.
# SOSYAL MEDYA ÜRETİCİLERİ MÜŞTERİ OLUR MU?
Gelelim yazının ana konusuna; içerik üreten ve tüketen dijital kimliklerin kitlesine. Yani birçoklarının her fırsatta dile getirmeyi sevdiği gibi web 2.0 kitlesine. En doğrusu sosyal medyayı oluşturan kitle. İçerik üretme ve bu içeriği pazarlama “işi”ni yaparken kullanılacak bir ürün olsa (ki var zaten) satın alınır mı? Yani Web 2.0 üreticileri, iyi kazandıracak bir müşteri kitlesi olabilir mi?
Yazının Devamı »»
İlgili: araştırma, fmsg, girişimci, hellotxt, micro blogging, müşteri, pazarlama, ping.fm, post later, reklam, sosyal medya, sosyal network, technorati, ticari model, web 2.0, wordpress
Yazan: Selim Yörük | 1 Yorum var
Mondus.net ülkemizin en yeni sosyal ağ sitelerinden biri. Açılmadan önce böyle bir projenin varlığı beni heyecanlandırmıştı. Türk İnternet kullanıcılarının hizmetine bir Web 2.0 projesinin daha geliyor olması hoş bir duyguydu.
Hissiyatım “Ne kadar çok son model (web 2.0, dünya trendleri ile şekillenmiş) site ülkemiz kullanıcılarının önünde sunulursa o kadar iyi” şeklindedir. Türkiye’de, dünya çapındaki son eğilimleri yakalamış bilişim girişimlerin çoğalması ile İnternet kullanım verimimiz ve İnternet’i “chat”, “porno”, “şiddet”, “hırsızlık (para tuzağı)” gibi olguların dışında da anlamlandırabileceğimizi düşünüyorum.
İşte Mondus bu anlamda beni heyecanlandırmıştı. Bu hissiyatlarla Mondus’un açılması ile birlikte üye olmak için siteye girdim fakat sitenin tam olarak nasıl işlediği hakkında bir fikre sahip olamadığım için siteden çıktım.
Gayri ihtiyari bir tepki ile yaptığım bu çıkış daha sonra beni düşündürdü. Halbuki belli bir heyecan ve istekle, gönüllü bir şekilde üye olmak için girmiştim siteye. Her ne oldu ise (Bkz: Tavsiye 1 ve Tavsiye 2), Mondus benim üye olmamı sağlayamadı. Ki dediğim gibi ben baştan gönüllüydüm.
Tavsiye 1: Ana sayfada İşlevler özeti (Take a tour) olmalı. Kullanıcılar sizin tam anlamıyla ne vaad ettiğinizi anlamazlar ise üye olmak onlar için “ücretsiz” pek bir şey ifade etmez. Ki şunu net olarak söyleyebilirim ki, sitenin içeriğinin açıklandığı 3 paragraflık kısmı gizlemek de pek mantıklı gelmedi açıkcası. Ana sayfaya uğrayan birçok kullanıcının o açıklamaları bulamadığından eminim.Tavsiye 2: Ana sayfa yalnızca üye girişinden oluşamaz. Sitenin ana sayfası, site içeriği hakkında bir bilgi vermeli. Son aktiviteler, son üyeler, son mesajlar vs…
Aynı gün içerisinde Mondus’un açılışı ile ilgili haberler okuyunca bir kez daha Mondus’a üye olma amacıyla girdim. Bu kez bağnaz bir şekilde kararlıydım. Üye olup içeriğini, işlevlerini keşfetmeliydim. Ama şurası kesin birçok kullanıcı üye olma adına bu kadar bağnaz olmayacaktır (Tekrar Bkz: Tavsiye 1 ve Tavsiye 2).
Yazının Devamı »»
İlgili: 43things, arkadaşlık, flickr, friendster, google groups, insan kaynakları, internet, kullanıcı deneyimi, mandus, monster, paylaşım, pilli network, portal, sosyal network, tasarım, web 2.0, youtube