Yazan: Selim Yörük | Yorum yap
Dünün arama motoru olarak ortaya çıkan Google, bugün yalnızca arama motoru algoritmasının gelişmişliği ile adından söz ettirmiyor. İnternet’te varolan içeriği size en kolay yolla ulaştırmayı vaad etmesinin yanında, son dönemlerde çevrimiçi işletim sistemi yönelişleri ve reklam verenlere yönelik Adwords, reklam yayımcılarına yönelik Adsense ile de İnternet reklam sektöründe baş oyunculardan biri olmasıyla, birçok kişinin argümanı haline gelen “Google İnternet’i gele geçirdi” savının gittikçe güçlenmesine neden oluyor. Bu sav geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen Davos Zirvesi‘nin de önemli konularından biri idi.

Bu yöneliş ile sanki tamamiyle farklı bir alanda hizmet veriyormuş gibi görünen, sektörde tekel olarak anılan Microsoft‘un azılı rakiplerinden oluyor. Hatta son dönemde Microsoft’un eğilimlerinin, İnternet teknolojilerine yoğunlaşmasına da Google’ın bu yükselişinin etken olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Yazının Devamı »»
İlgili: adsense, adwords, arama motoru, bilgisayar, gdrive, google, internet, medya, microsoft, open id, pazarlama, picasa, teknoloji
Yazan: Selim Yörük | Yorum yap
Her geçen gün daha çok saat bilgisayar başında harcanıyor. Gezmeyi, dolaşmayı unutur olduk. Teknoloji bizi her geçen gün daha hımbıl yapıyor sanki. Babaannelerinize bir sorun isterseniz; “Ohoo… Biz tarladan evimize yürüyerek gelirdik. 4’de çıkarsak ancak yetişebiliyorduk 7’deki akşam ezanına” benzeri şeyler anlatırlar. Şimdi aynı mesafeyi 10 dakikada alıyoruz arabanın içinde oturarak.
O günlere geri dönme isteğinde olduğumdan değil ama bazı duyguları kaybetmekten korkuyorum (bkz: Teknolojinin duygusal etkileri).
İşte sizi oturduğunuz yerden gezmenizi sağlayacak -yani daha fazla hımbıllaştıracak- bir teknoloji ürünü daha; 3dmekanlar.com.
Yüksek çözünürlüklü yüzlerce fotoğrafın birleştirilmesiyle oluşan, 360 derecelik mekan görüntüleri saylayan bir site. Tek yapmanız gereken, sitedeki mekanlardan “gezmek” istediğiniz herhangi birisini seçip, indirmek. İndirdikten sonra çift tıklayarak gezintiye başlayabilirsiniz.
İster Mars‘ı, ister Kuşadası‘nı, isterseniz de Topkapı Sarayı‘ndaki Şehzadeler Dairesi‘ni
İlgili: 3d, 3d mekanlar, bilgisayar, gezinti, sanal, teknoloji
Yazan: Selim Yörük | Yorum yap
Tokyo Üniversitesi bilim insanları size kendilerinin özel olarak üretmiş olduğu bir yağmurluk vererek görünmez yapabiliyorlar. Harry Potter‘ı izleyenler hatırlayacaklardır. Benzer bir yönetmi o da kullanmaktaydı. Fakat onun bir film hilesi olduğunu biliyorduk ve o yağmurluğu alıp giysek görünmez olamayacağımızın farkındaydık. Ama Tokyo Üniversitesi’ndeki beyinler bunu gerçeğe taşıdı.
Bir Tachi Lab projesi olan görünmez yağmurluk aslında basit bir optik illuzyon. Ve birazcık da limitleri var aslında. Görünmez olarak görmek istediğimiz kişiye ya da objeye sabit bir noktadan bakmamız gerekiyor. Bakış açımızı değiştirdiğimizde tüm sihir bozuluyor : )
Mantık gayet basit; Elimizde öyle bir yağmurluk (siz buna giysi de diyebilirsiniz) var ki, projektör ile üzerine yansıtılan görütüyü aynen yansıtıyor. Buradan hareketle eğer görünmez olmasını istediğimiz kişinin ardında kalan kısmı bir kamera ile kayda alıp bu kaydı bizim sihirli yağmurluğumuzun üzerine yansıtırsak, yağmurluklu arkadaşımız görünmez oluyor. Aslında yağmurluğunun ön yüzünde, arkasındaki görüntüleri gördüğümüz için görünmez olduğunu zannediyoruz.
Detaylı bilgiyi Tachi Lab’ın sitesinden alabilirsiniz.
Görünmez adamların birkaç videosunu da vereyim. Aslında önce bu görüntüleri verip, daha sonra sırrını anlatmak lazımdı ama ben televizyon yöneticileri kadar “reyting kazanma taktikleri” üzerine ihtisas yapmış sayılmam.
Yazının Devamı »»
İlgili: görünmezlik, izle, tachi lab, teknoloji, tokyo üniversitesi, üniversite
Yazan: Selim Yörük | Yorum yap
Normal bir insan beyninin ürettiği akıl gücüne kıyasla daha emekleme aşamasında olan Yapay Zeka (Artificial Intelligence) geliştiricileri halen taklidini yapmaya çalıştıkları organın çalışma prensiplerini tam anlamıyla kavrayabilmiş değiller. Ürettikleri “akıllı” makınalar, bir insan olarak gözümüz kapalı yapabileceğimiz şeyleri zor bela gerçekleştirdiklerinde, hayretle karışık bir gülümseme ile alkışı patlatıyoruz.
Yapay zeka üzerine çalışan bilim adamları en büyük engellerinin taklit etme ve öğrenme gibi karmaşık fizyolojik yetenekleri makinalara kazandırabilmek olduğunu belirtiyorlar. Oysa sıradan bir insan olarak her birimiz her gün onlarca yeni şey öğreniyor, onlarca kişiyi, durumu, olayı taklit ederek hayatımızı devam ettiriyoruz. Peki ama bu nasıl oluyor?
Yüzyıllar önce doğmuş olsak ve gelecekten gelen birinin vasıtasıyla iki tekerli bir bisiklet görsek. Ve bu ilk görüşümüzde, bu kadar ince şeylerin üzerinde dengede kalmayı ve hatta üstüne üstlük bir de hızla ileriye doğru ilerlemeyi ancak sirkte yıllarca çalışmış bir ustanın en göz kamaştırıcı numarası olarak izleyebileceğimizi düşünürdük. Ama hayır. Alelade bir insanoğlu olarak o cambazlığı öğreniyor ve işin garibi bir süre sonra da nasıl oluyorda bu ucubenin üzerinde kalabildiğimizi bile düşünmez oluyoruz. Aynen yürümek, zıplamak, koşmak kadar doğal ve basit geliyor. Peki ya bir gün kendi üretimimiz olan makinalara bu bizim çok kanıksadığımız yetenekleri entegre edebilirsek?
Yazının Devamı »»
İlgili: araştırma, bilim, einstein, gelecek, geliştirme, ikinci dünya savaşı, manhattan projesi, teknoloji, yapay zeka