Yazan: Selim Yörük | Yorum yap
Kaiser Chiefs adlı müzik grubu son yılların en akıllıca albüm pazarlama methodunu gözümüzün önüne serdi. Birazdan anlatacağım : ) Önce, buralara nasıl geldik oradan başlayayım.
Müzik parçalarının dijitalleştiği gün, müzik sektörü büyük bir şaplak yemişti suratına. Önce Napster, sonra da diğer paylaşım mecralarıyla (Rapidshare, Torrent vb.) en yeni albümlere ulaşmak çocuk oyuncağı oldu.
İllegal olan “indirme” öyle bir normalleşti ki, para verip fiziksel albüm alanlar “salak” damgası yedi.
O günden bu yana sektörün içindeki profesyoneller ağızları açık olanları izliyorlar. Her geçen gün ceplerine giren azaldıkça da daha az yatırım yapıyorlar, kaliteye eskisi kadar önem vermiyorlar.
Yazının Devamı »»
İlgili: internet, kaiser chiefs, konser, kullanıcı deneyimi, mp3, müzik, napster, pazarlama, radiohead, rapidshare, sosyal medya, ticari model, torrent, yaratıcılık
Yazan: Selim Yörük | Yorum yap
Duymuşsunuzdur, bundan 2 yıl önce CBS Last.fm‘i satın almıştı. Yani dünyanın önde gelen medya şirketlerinden biri.
Oysa Last.fm, 2002 yılında, Londra’da bir ofiste start-up olarak başlamıştı. Kısa bir sürede İnternet aleminin en sevilen müzik servislerinden biri olmuştu.
Uluslararası bir şirket bu küçük start-up’u alınca birçok farklı yönelimde bulundu. Kurucularının felsefesine uymayan kararlar da bunlara dahildi büyük ihtimal ama sanırım söz geçiremediler.
Last.fm önce, reklam alamadıkları ülkelerde radyolarını ücretsiz üyelere kapadılar. Kullanıcılarından büyük bir tepki topladılar. Herkesin sevimli alışkanlığı olan Last.fm, paragöz bir siteye dönüşüvermişti kullanıcılarının gözünde.
Daha sonra Techcrunch, Last.fm‘in kullanıcılarının gizli bilgilerini CBS tarafından pazarlanmasına izin verdiğini, gizlice farklı firmaların kullanımına açtığı iddiasını yayınladı.
Yazının Devamı »»
İlgili: cbs, kullanıcı deneyimi, last.fm, medya, müzik, sosyal network, start up, ticari model
Yazan: Selim Yörük | 3 Yorumlu
Bazı pazarlamacılar sunumlarını izleyeme gelmiş, öğrenmeye, gelişmeye aç, girişimci olmak için yanıp tutuşan arkadaşlara şöyle derler; “Kendi işinizi mi kurmak istiyorsunuz? Öyle bir ürün geliştirin ki, hedef kitlesi herkes olsun“.
Bir anlamda bahsedilen, hızlı tüketim malları (FMSG) kategorisine dahil olacak bir ürün sunmak. Bu cümlenin altında yatan ana fikir, o kadar çok potansiyel müşteriniz olsun ki, ürününüzün pazarlanması ve tabi ki satılması daha kolay olsun.
Bence bu oturmuş pazarlar için hiç de doğru olmayan bir sav. Ve günümüzün üretim dinamiklerine baktığımızda da artık dünya üzerinde (fiziksel anlamda yatırım yapmaya imkan vermeyen koşullarda bulunan) bazı bölgeler hariç, pek öyle oturmamış pazar kaldığı söylenemez. Kısacası tavsiye edilenin oldukça eskimiş bir yöntem olduğu söylenebilir.
Günümüzün eğilimlerine bakıldığında, minimum sermaye ile kurulan ve oldukça ciddi başarılar sağlayan, fakat birçoğumuzun adını bile bilmediği girişimlerin birçoğu, özelleşmiş ve tercihleri anlamında oldukça daralmış (niş) küçük kitlelere hizmet vermekteler.
# SOSYAL MEDYA ÜRETİCİLERİ MÜŞTERİ OLUR MU?
Gelelim yazının ana konusuna; içerik üreten ve tüketen dijital kimliklerin kitlesine. Yani birçoklarının her fırsatta dile getirmeyi sevdiği gibi web 2.0 kitlesine. En doğrusu sosyal medyayı oluşturan kitle. İçerik üretme ve bu içeriği pazarlama “işi”ni yaparken kullanılacak bir ürün olsa (ki var zaten) satın alınır mı? Yani Web 2.0 üreticileri, iyi kazandıracak bir müşteri kitlesi olabilir mi?
Yazının Devamı »»
İlgili: araştırma, fmsg, girişimci, hellotxt, micro blogging, müşteri, pazarlama, ping.fm, post later, reklam, sosyal medya, sosyal network, technorati, ticari model, web 2.0, wordpress