Yaklaşık 3 yıl önce yazmış olduğum “Komik videolardan YouTube’e” başlıklı yazıda da biraz bahsetmiştim, YouTube izleme alışkanlığımızı küçük hamleler (yorumla, paylaş, yayınla) ile değiştirmiş ve “video” kelimesi ile ilk çağrıştırılan marka olmayı başarmıştı. Yani kola deyince Coca-Cola’nın aklımıza gelmesi gibi (Bkz: Markanın malzeme adı gibi benimsenmesi)
Basit ama daha önce denenmemiş, iş gören değişikliklerle pazara giren her markanın başaryı yakalaması oldukça umulası. Benzer bir örneği SlideShare için de verebiliriz.
Eskiden dökümanları paylaşmak için e-postadan ya da zipleyip sitemize koymaktan daha verimli bir yöntemimiz yoktu. O da “ekte” ve “indir” deme zorunluluğuyla. Yani ancak bu kadar verimliydi. Sınırlı sayıda insanla paylaşabiliyor idik, tam bir işkenceydi.
SlideShare ne yaptı? “Dökümanlarını (.doc, .txt), sunumlarını, PDF’lerini ve hatta Excell’ini bana yükle. Ve gerisini unut” dedi. Sanki dökümanlarımızı sihirli bir kutudan geçiriyor ve sonrasında hem bir linkte herkesin görebileceği şekle sokuyordu. Hem de kendi sitelerimizde, bloglarımızda tüm işlevleriyle görünebilir eklenebilecek şekle büründürüyordu. Tek kelimeyle ilaç!
Apartmanımızın giriş kapısında her daim “alınmamış” bir Zaman Gazetesi görürüm. Öyle sabahın erken saatlerinde de değil. Öğleden sonra, hatta akşamüstü…
Çoğu zaman çaktırmadan kolumun altına sıkıştırıveririm kapıdan girerken.
Aynı şeyi birçok apartmanda görüyorum. Yani girişte, kapının parmaklıkları arasına sıkıştırılmış bir Zaman Gazetesi. Bunun bir pazarlama stratejisi olduğunu düşünüyorum.
Demek istediğim, o alınmamış gazetelerin hikayesinin “Ahh işte, abone sahibi o gün gazetesini almayı unutmuş, ya da şehir dışında” olduğunu düşünmüyorum.
Hepiniz bilirsiniz, Zaman Gazetesi’nin zaten muazzam bir abonelik ve dağıtım sistemi var. Bunun üzerine ben şunu ekliyorum. Bu dağıtım ekibinin ikincil işi [birincisi kayıtlı abonelere gazetelerini dağıtmak] bayilerde, marketlerde öğleden sonra bi’ saate kadar alınmamış gazeteleri toparlayıp, rastgele [sırayla hepsine olur ise çok dikkat çeker çünkü : )] apartman girişlerine bırakmak.
2004′ten beri dedikodu olarak konuşulmakta olan Google’ın kendi ürünü olan bir İnternet tarayıcısı (browser) üretmesi gerçeğe dönüştü; Chrome
Önce ortaya digital bir karikatür dergisi çıktı. Google’ın yeni tarayıcısından bahsediyordu. Birçokları bu delilin bile bir şaka (hoax) olduğunu düşündü.
Saatler sonra Google’ın resmi blogu ilk kez Chrome’dan bahsetti. Google’ın tarayıcı işine taze bir soluk getirme planlarından bahsediyor ve “yarın” (geçtiğimiz Salı) ilk sürümü deneyebilirsiniz deniyordu. Yarın…
Üniversite yıllarımı hatırlatan, oldukça etkileyici bir görselliğe sahip bir filmi paylaşmak istedim. Yarı iletkenler, manyetik alanlar, yayılımlar, alan dalgalarının birbirini sönümlemesi… Hey gidi hey : )
Film Nasa Uzay Araştırmaları Laboratuvarları’nda, Berkeley Üniversitesi’nde geçiyor. İlgilenen arkadaşlar ayrıntılı bilgileri şurada bulabilirler.