Ünlü sıfatını çıkartıp, sıradan biri gibi hepimizin arasına karışan tanınmış kişilere büyük sempati duyuyorum. Kısacası ünlü olmasına rağmen doğallığından bir şey kaybetmemiş kişilerden bahsediyorum. Bence Serdar Kuzuloğlu bu kişilerden biri.
Daha önce Anafikir.com’da da bahsetmiştim ondan. Şimdi de onun bu doğallık belirtgeçlerinden bahsetmek istiyorum.
Bir kişisel sitesi var. Öyle kişisel ki, girin kendiniz bir bakın; Mserdark.com. Tanınmışlar kendilerine ait bir İnternet sitesi açarlarsa çoğu zaman cafcaflı olur. Bir ajansa yaptırılır. Ama Serdar Kuzuloğlu bu tarz bir tercih yapmamış. Benim tahminim sitesini kendisinin kodladığı : ) Eğer tahinim doğru ise bunu ilk doğallık, samimilik belirtgeci olarak işaretliyorum.
Google‘ın YouTube‘ü almasının ardından İnternet üzerinden izlenebilecek bir televizyon projesi üzerinde çalıştığı dedikoduları artmıştı. Bu dedikoduların oldukça fazla ilgi gördüğü tesbitinde bulunan yaratıcı bir arkadaşımız ortaya şakayla karışık bir “gerçek” tiyo atıyor. Ve bu tiyonun “gerçek”liğini arttırmak için bir dizi video hazırlıyor.
Videolar (gerçekte var olmayan) sınırlı sayıda kişinin kullanımına açılmış (gibi gösterilen) Google TV‘nin sitesine Gmail‘den ulaşmanın ipuçlarını veriyor. Yüzlerce kez aynı işlemi yaptığınızda ulaşabileceğiniz anlatılıyor. Hatta anlatan da 114. yapışında Google TV’ye girilebildiğini, yani girebilene kadar bu (anlamsız) şeyi yapmaya devam etmelerini öğütlüyor. Çok inandırıcı, çok yaratıcı, çok eğlenceli.
Mondus.net ülkemizin en yeni sosyal ağ sitelerinden biri. Açılmadan önce böyle bir projenin varlığı beni heyecanlandırmıştı. Türk İnternet kullanıcılarının hizmetine bir Web 2.0 projesinin daha geliyor olması hoş bir duyguydu.
Hissiyatım “Ne kadar çok son model (web 2.0, dünya trendleri ile şekillenmiş) site ülkemiz kullanıcılarının önünde sunulursa o kadar iyi” şeklindedir. Türkiye’de, dünya çapındaki son eğilimleri yakalamış bilişim girişimlerin çoğalması ile İnternet kullanım verimimiz ve İnternet’i “chat”, “porno”, “şiddet”, “hırsızlık (para tuzağı)” gibi olguların dışında da anlamlandırabileceğimizi düşünüyorum.
İşte Mondus bu anlamda beni heyecanlandırmıştı. Bu hissiyatlarla Mondus’un açılması ile birlikte üye olmak için siteye girdim fakat sitenin tam olarak nasıl işlediği hakkında bir fikre sahip olamadığım için siteden çıktım.
Gayri ihtiyari bir tepki ile yaptığım bu çıkış daha sonra beni düşündürdü. Halbuki belli bir heyecan ve istekle, gönüllü bir şekilde üye olmak için girmiştim siteye. Her ne oldu ise (Bkz: Tavsiye 1 ve Tavsiye 2), Mondus benim üye olmamı sağlayamadı. Ki dediğim gibi ben baştan gönüllüydüm.
Tavsiye 1: Ana sayfada İşlevler özeti (Take a tour) olmalı. Kullanıcılar sizin tam anlamıyla ne vaad ettiğinizi anlamazlar ise üye olmak onlar için “ücretsiz” pek bir şey ifade etmez. Ki şunu net olarak söyleyebilirim ki, sitenin içeriğinin açıklandığı 3 paragraflık kısmı gizlemek de pek mantıklı gelmedi açıkcası. Ana sayfaya uğrayan birçok kullanıcının o açıklamaları bulamadığından eminim.Tavsiye 2:Ana sayfa yalnızca üye girişinden oluşamaz. Sitenin ana sayfası, site içeriği hakkında bir bilgi vermeli. Son aktiviteler, son üyeler, son mesajlar vs…
Aynı gün içerisinde Mondus’un açılışı ile ilgili haberler okuyunca bir kez daha Mondus’a üye olma amacıyla girdim. Bu kez bağnaz bir şekilde kararlıydım. Üye olup içeriğini, işlevlerini keşfetmeliydim. Ama şurası kesin birçok kullanıcı üye olma adına bu kadar bağnaz olmayacaktır (Tekrar Bkz: Tavsiye 1 ve Tavsiye 2).
“4 8 15 16 23 42″ nedir bu sayılar? Şimdilik kimse kesin olarak bilmiyor. Üzerine birçok tahmin yapılıyor ama hiçbiri anlamlarını net olarak açıklayamıyor.
Bu sayılar Lost adlı bir televizyon dizisinde geçen esrarengiz sayılar. “Bir sayı dizisi ne kadar esrarengiz olabilir ki” demeyin. Doğru kurgulanırsa, akıllıca pazarlanırsa pek ala oluyor. Lost bunun muhteşem bir örneği.
Lost, ilk bölümü 2004 yılında ABC kanalında yayınlanmış bir dizi. Yayınlandığı ilk günden bu yana dünya çapında milyonlarca fanatik kazanandı ve hızla kazanmaya devam ediyor. Bugün, 3 sezonun ikinci yarısı ile 3 aylık uzunca bir aranın ardından tekrardan takipçileriyle buluşuyor.
Basit bir dizi olmanın dışına taşan Lost, gerçek hayatla akıllıca bağıntılanmış kurgusu ile, tüyleri ürperten gizemi ve her bölüm sonrasında arkasında bıraktığı merak tohumlarıyla bir fenomen haline geldi.
Compete‘in yaptığı bir araştırmaya göre Amerikan İnternet kullanıcılarının en çok zaman geçirdikleri* ilk 5 site, kullanıcıların İnternet’te harcadıkları zamanın %30’u yani neredeyse üçte biri imiş. Gerçekten de oldukça büyük bir oran.