Kaiser Chiefs: Parçaları Seç, Sat, Kazan
Yazan: Selim Yörük |
Kaiser Chiefs adlı müzik grubu son yılların en akıllıca albüm pazarlama methodunu gözümüzün önüne serdi. Birazdan anlatacağım : ) Önce, buralara nasıl geldik oradan başlayayım.
Müzik parçalarının dijitalleştiği gün, müzik sektörü büyük bir şaplak yemişti suratına. Önce Napster, sonra da diğer paylaşım mecralarıyla (Rapidshare, Torrent vb.) en yeni albümlere ulaşmak çocuk oyuncağı oldu.
İllegal olan “indirme” öyle bir normalleşti ki, para verip fiziksel albüm alanlar “salak” damgası yedi.
O günden bu yana sektörün içindeki profesyoneller ağızları açık olanları izliyorlar. Her geçen gün ceplerine giren azaldıkça da daha az yatırım yapıyorlar, kaliteye eskisi kadar önem vermiyorlar.
Türk müzik sektörü için de farklı değil olanlar. Onlarca alt kırılımı olan müzik akımları, bizim raflarda sadece 3′e ayrılabiliyor; Pop, Rock, Arabesk. Ne utanç verici.
Yeni tarzlar denemeye çalışan Türk müzisyenleri de bu üç kategoride sıkışıp kalıyor maalesef.
Konserden başka gözle görülür maddi bir kazancı yok artık müzisyenlerin. Eskisi gibi milyonlar satan “kaset”ler de yok. Çünkü o kasetleri alan milyonlar, şimdi tek tıkla indiriyor parçaları.
Sektörün çoğunluğu saçını başını yolup, tek çözümü, parçaları illegal yollarla dağıtanlara karşı savaş ilan etmede bulmuştu. Bu savaş hala da devam ediyor. Ama artık önüne geçilemeyecek bir fenomen haline geldiğini yeni yeni farketmeye başladılar. Başlarında saç kalmadı : )
Pek tabi, çoğunluk arasından sıyrılıp akıllı işler yapanlar da olmadı değil.
Radiohead ilk örnekti. In Rainbows albümünü sitesinden ücretsiz dağıttı. Çünkü bir şekilde insanların illegal de olsa albüme para vermeden edinebileceklerini biliyorlardı.
Bu durumu engellemeye çalışmak yerine desteklediler. Kendi resmi sitelerinden bu işe ön ayak oldular.
Ticari model açısından ise sadece bir şeyi farklı yaptılar; İnsanların albümün fiyatını kendilerinin belirlemesine izin verdiler. İnsanlar gönüllerinden kopanı verdi. Çoğunluğu yine ücretsiz indirmeyi tercih etti ama buna rağmen o yılın en çok “satılan” dijital albümü oldu In Rainbows.

Kaiser Chiefs de olanlara izleyici kalmayan gruplardan oldu. Onlar İngiltere’de onlarca benzeri olan bir indie rock grubu. Tam bir İngiliz ekolü. Yani öyle çok alternatifleri var ki. Bunca sıkışmışlık arasında şahane bir pazarlama taktiği ile bir adım öne çıktılar.
Aslında yaptıklarını sadece bir pazarlama methodu olarak tanımlamak da haksızlık olur. Bence bu kendi başına bir ticari model.
Son albümleri The Future is Medieval. Yine klasik bir Kaiser Chiefs albümü. Uzun zamandır onları dinlediğim için ve son albümlerini de satın alıp bu sabahtan beri aralıksız dinlediğim için bunu rahatça söyleyebilirim.
Eski albümlerinden bir farkı yok. Zaten olmasına da gerek yok. Ekol aynı, kalite aynı, indie rock severleri fazlasıyla tatmin edebilecek bir albüm.
Yaptıkları ise şu, diyorlar ki;
1. Biz son albümümüz için 20 tane parça yaptık.
2. Gel, parçaları dinle
3. Aralarından en sevdiğin 10 tanesini seç
4. Hatta kendi zevkine göre albüm kapağını yap. Sana albüm kapağını yapabilmen için çok güzel bir gereç vereceğim, çok kolay.
5. Sadece sevdiğin parçalar için bana para ver; 7.50 £
Bitmedi.
6. Kendi albümünü yaptın ve satın aldın ya, işte bu kendine özel albümünü istediğin yerde paylaş.
7. Senin yaptığın albümü satın aldıklarında sana 1 £ vereceğim!
Muhteşem bir iş. Öyle çok sevdim ki fikri, gittim kendime albüm yaptım ve satın aldım. Öyle sevimli arayüzlerde yaptırdı ki bana bu işi, mest oldum açıkcası.
Bir sürü etkisi var bu işin;
- Parçaları dinletti. Kendi albümümü yapmaya çalışırken parçaları defalarca dinledim. Çünkü en sevdiklerimi seçecektim. Normalde yeni bir albümle karşılaştığımda tek şans veririm parçalara. O an beni yakalayamamışsa pek şansı kalmaz. Kısacası, kendilerini sevdirtti parçalar bana : )
- Albümü sattırdı. Eğlenceli bir şekilde, oyun oynar gibi, parçaların en güzelleri, parçaların sırası, albüm kapağı derken hissettirmeden albümü satmış oldu.
- Sevenlerine kendilerini ifade etme şansı verdi. Bir anlamda Kaiser Chiefs’i ve son albümü nasıl gördüğünü tüm dünyaya gösterme şansı tanıdı insanların versiyonlarını kendi sitesinde tanıtarak.
- Unutulmaz bir deneyim. Albümün kendi yaptığınız versiyonunu satın aldıktan sonra, size albümü indirebileceğiniz linki paylaşıyorlar. Indirdiginizde goruyorsunuz ki, albüm kendi sıranızla, kendi albüm kapağınızla pek güzel görünüyor gözünüze. Hayatınız boyunca unutmayacağınız bir deneyim bu.
- Sevenlerinin üzerinden gönüllü bir şekilde reklam. Onların yerine, kendi albümümmüş gibi adamların albümlerini pazarlama isteğiyle doldurdu içimi. Hele sosyal medyanın gücünü ve bireylerin mecra olma durumunu da hesaba katarsak yayılma hızı şaşırtıcı noktalara ulaşabilecek gibi görünüyor. Ayrıca sitenize ekleyebileceğiniz, kendi versiyonunuza özel banner kodları da veriyorlar.
- Para kazandırma fırsatı verdi. Dükkan açmış gibi, albümü satıp para kazanma imkanı verdi insanlara. Düşünsenize bir sürü farklı versiyon ile satılıyor şu an albüm. Bu farklı versiyonlara şuradan ulaşabilirsiniz.
Kaiser Chiefs’in bu taktiği gelecekte “Müzik sektörü nasıl kurtuldu?” konulu tezlerde örnek gösterilecek bir iş.
Türkiye’deki müzisyenler için de bu işten ilham almak kalıyor geriye : ) Hadi bakalım.
Not: O kadar bahsettim. Kendi “Future is Medieval“ımı paylaşayım sizinle : ) Şuradan buyrun. Bana hazır sundukları banner da altta.



