Lost ve örnek gösterilecek bir pazarlama stratejisi
Yazan: Selim Yörük |
“4 8 15 16 23 42″ nedir bu sayılar? Şimdilik kimse kesin olarak bilmiyor. Üzerine birçok tahmin yapılıyor ama hiçbiri anlamlarını net olarak açıklayamıyor.
Bu sayılar Lost adlı bir televizyon dizisinde geçen esrarengiz sayılar. “Bir sayı dizisi ne kadar esrarengiz olabilir ki” demeyin. Doğru kurgulanırsa, akıllıca pazarlanırsa pek ala oluyor. Lost bunun muhteşem bir örneği.

Lost, ilk bölümü 2004 yılında ABC kanalında yayınlanmış bir dizi. Yayınlandığı ilk günden bu yana dünya çapında milyonlarca fanatik kazanandı ve hızla kazanmaya devam ediyor. Bugün, 3 sezonun ikinci yarısı ile 3 aylık uzunca bir aranın ardından tekrardan takipçileriyle buluşuyor.
Basit bir dizi olmanın dışına taşan Lost, gerçek hayatla akıllıca bağıntılanmış kurgusu ile, tüyleri ürperten gizemi ve her bölüm sonrasında arkasında bıraktığı merak tohumlarıyla bir fenomen haline geldi.
Ülkemizde dahi arkadaşlar arasında son dönemlerde en çok konuşular diziler arasında yer aldı. Ayrıca bu arkadaş arasındaki sohbetler genellikle şöyle gelişiyor;
“Lost diye bir dizi var. Mutlaka izlemelisin. Muhteşem. Ben bir oturuşta 40’ar dakikalık bölümlerden 5 tanesini bitiriyorum. İnanılmaz sürükleyici. Bende DVD’leri var sana vereyim”
Ve doğal olarak, bu şekli ile ağızdan ağıza pazarlamanın (womm) en güzel örneklerinden biri haline geldi Lost.
Dizinin bu özelliği nedeniyle, geçtiğimiz haftalarda Anafikir.com‘da düzenlemiş olduğum WOMM Konferansı Bileti Yarışması‘nda dizinin “4 8 15 16 23 42″ olan gizemli sayılarını doğru cevap olarak kullanmıştım (Bkz: Bayan Dewey ve Anafikir.com’un güzeli). Kazanan sayfasında neden bu sayıları doğru cevap olarak seçtiğime dair şöyle bir açıklama yapmıştım;
Lost ağızdan ağıza pazarlamanın (WOMM: Word-of-Mouth Marketing) en şahane uygulandığı güncel örneklerden biridir. Öyle ki, üniversitelerde ders olarak* okutulacak derecede hayata sızmıştır.
Ve sen, bu ağızdan ağıza dolaşan, “Biliyor musun Lost diye bir dizi varmış, hayatın anlamı 4 8 15 16 23 42 sayı dizisinde gizliymiş” benzeri kurgulanmış, planlanmış bir pazarlama iletişimi içerisinde gönüllü olarak bir kulak ve sonrasında bir ağız olmuşsun. Bu açık ve net.
Baksana, Lost ile tamamiyle alakasız bir sitede, sana bileti kazandıracak anahtar kelimelerinin Lost’un gizemli numaraları olabileceğini düşündün. Aynen Hurley‘in büyük ikramiyeyi kazanması gibi : )
Böylece 6 Mayıs 2007 günü MediaCat’in düzenleyecek olduğu WOMM Komferansı‘na bir adet bilet kazanmaya çok yaklaştın. Tebrikler : )
Tek yapman gereken bu adresteki yazıya, alttaki alıntıyı yorum olarak girmen.
“Lost adlı dizinin yapımcıları, akıl hocaları, üreticileri sizi takdir ediyorum. Pazarlama ile uğraşanlara mükemmel bir örnek vaka hediye ettiniz. Teşekkürler.“
Yorumu ilk yapan kişi bileti kazanacaktır.
*Lost’u ders olarak okutan, Vanderbilt Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakultesi Profesörü John Sloop dersin hikayesini VTV-6 kanalından Rory McGuire‘e anlatıyor.
Dizide bahsi geçen bu gizemli sayıları Sosyomat’ta tam binin üzerinde kullanıcı tarafından “bu sayılarla yakından ilgiliyim” denmiş. Ayrıca adına onlarca Türkçe site açılan dizi hakkında, bu sitelerde teoriler, tahminler, bölümlerin arka yüzü ve açıklamaları derinlemesine paylaşılmakta.
Yuzsekiz.com da bu sitelerden birisi. Sitenin ismi yine dizide oldukça önemli bir yeri olan 108 sayısından geliyor. Kaliteli bir içeriğe sahip olan sitede “Lost in Lost” başlıklı yazıda, Volkan Yılmaz dizi hakkında gayet yerinde tespitlerde bulunuyor;
Lost başarılı bir yapım olmaktan öte, milyonlarca kişi tarafından çözülmeye çalışılan dev bir bulmaca olarak televizyon tarihine damgasını vuruyor. İzleyenlerin büyük çoğunluğu, birer dedektif edasıyla dev bulmacayı çözüme ulaştıracak ipuçlarını topluyor. Dizinin başarısında, izleyicinin en zayıf yanlarından biri olan “merak” unsuru her zaman ön planda tutuluyor. Ayrıca bölümler arasında keşfe açık gizli ipuçları, izleyicilere sürekli olarak “ben zekiyim”, “ben gördüm”, “ben keşfettim”, “ben yakaladım” gibi kişisel tatmini yüksek duyguları aşılıyor. Öyle ki bir süre sonra etrafınızdaki herkes Lost teorisyeni olup çıkıveriyor.
Dizinin popülerleşmesinin ardında yatan önemli faktörlerden biri de yapılan sanal yatırımlar. Dizide görüntülenen en ufak ayrıntılar için bile gerek internette, gerek televizyonda gerçeklermiş gibi tanıtım çalışmaları yapılıyor. Bu sayede dizinin günlük yaşama entegrasyonu ve yayınlanmadığı zaman aralıklarında bile sürerliliği sağlanıyor. Örneğin dizide Dharma logosu bulunmayan nadir ürünlerden biri olan Apollo çikolataları için hazırlanmış bir internet sitesi bulunuyor. Bu ufak bir ayrıntıya ait bir yatırım. Bunun dışında yine internette dizi kurgusuna paralel olarak hazırlanmış farklı sitelerde var. Gerçeklik payı bulunmayan bu siteler aynı zamanda dizi ile ilgili birçok ipucunu da barındırıyorlar.
Görüldüğü gibi dizi gerçek hayatla olan her detayını pazarlama stratejisinin bir parçası olarak kullanıyor. Bu pek tabi belli bir maliyet demek ama bu giderlerin her biri diziye her geçen gün binlerce yeni fanatiğin eklenmesiyle fazlasıyla geri dönüyor.
Dizinin oyuncuları televizyon programlarında dizi ile ilgili meraklı sorularla karşılaşıyorlar. Dizide neler döndüğü ve sonraki bölümleri ile ilgili ağızlarından bir şey kaçırmamak için ter döküyorlar. Bu görüntüler başta YouTube olmak üzere onlarca video paylaşım sitesinde yayınlanıyor.
Fanatikleri Lost ile ilgili yüzlerce site açmakla kalmayıp, podcast networkleri ile dizinin gidişatı ve teorileri ile ilgili seslerini tüm İnternet dünyasına ulaştırıyorlar. Bu ses dalgalarının her biri, ücretsiz bir reklam kampanyası gibi dünyanın dört bir yanına yayılıyor.
Kısacası Lost kullanılan bu akıllı pazarlama stratejileri ile bir fenomen olmaya devam ediyor. Birçok dersler çıkarılabilecek, gerçek bir vaka olarak gözlerimizin önünde duruyor.
Sanırım dizinin bir başarı hikayesi olarak giderek büyümesinde özet olarak alınacak en önemli özelliği yapılan işin ciddiye alınarak, her detayın özenle işlenmesi denebilir. Sonrası da çorap söküğü gibi geliyor. Başını fanatiklerin çektiği gönüllü reklam ordusu bu takdir edilecek, özenli işi tüm dünyaya yaymaktan zevk alıyorlar ve bu şekilde dizinin başarısı her geçen gün hızla artmaya devam ediyor.



