M. Serdar Kuzuloğlu benimle bir bardak çay içer misin?
Yazan: Selim Yörük |
Ünlü sıfatını çıkartıp, sıradan biri gibi hepimizin arasına karışan tanınmış kişilere büyük sempati duyuyorum. Kısacası ünlü olmasına rağmen doğallığından bir şey kaybetmemiş kişilerden bahsediyorum. Bence Serdar Kuzuloğlu bu kişilerden biri.
Daha önce Anafikir.com’da da bahsetmiştim ondan. Şimdi de onun bu doğallık belirtgeçlerinden bahsetmek istiyorum.

Bir kişisel sitesi var. Öyle kişisel ki, girin kendiniz bir bakın; Mserdark.com. Tanınmışlar kendilerine ait bir İnternet sitesi açarlarsa çoğu zaman cafcaflı olur. Bir ajansa yaptırılır. Ama Serdar Kuzuloğlu bu tarz bir tercih yapmamış. Benim tahminim sitesini kendisinin kodladığı : ) Eğer tahinim doğru ise bunu ilk doğallık, samimilik belirtgeci olarak işaretliyorum.
Tanınmışlar sitelerinde kendilerine ait genişce hazırlanmış, edebi cümlelerle oluşturulmuş, çoğu zaman şişirilmiş “Kimdir?” sayfaları hazırlarlar. Serdar Kuzuloğlu ise “Kimdir?” ve “Nedir?” sayfalarını kendi cümleleri ile değil, başkalarının (Bkz: TR.Wiki, Ekşi Sözlük) kendisi hakkında dedikleri ile doldurmuş. Hatta böyle bir sayfa oluşturmamış bile. Wikipedia ve Ekşi Sözlük’te kendisi hakkında yazılanları filtreleyip, temizleyip, sadece iyi yorumları da aktarabilirdi ama o direk, hiç korkmadan, “Aman hakkımda kötü şeyler yazarlar yaramaz çocuklar” diye düşünmeden kendisi hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlere diğerlerin klavyelerinden çıkanlara yönlendirmiş.
Örneğin çoğu ünlü Ekşi Sözlük’te kendisi hakkında yazılanları mütemadiyen sildirmekte hatta bazıları (Bkz: Ece Erken) kendi isimlerinin altına herhangi bir şey yazılmasını dahi engellemekte. Bu açıdan bakıldığında Serdar Kuzuloğlu oldukça cesur.
Doğallık belirtgeçlerinden bir diğeri de, herkes gibi gidip Youtube ve Picasa üyesi olmuş olması. Her sıradan üye gibi beğendiği videoları ve fotoğraflarını paylaşıyor bu sitelerde. Yine bu üyeliklerini kişisel sitesine basit bir link ile eklemiş.
Umarım altını çizmeye çalıştığım nokta bu örneklerle daha bir netleşmiştir. Doğallık ve samimiyet o kadar kolay korunabilen olgular değil modern dünyada.
Hazır Serdar Bey’den bahsetmişken, uzun zamandır aklımda olan isteği paylaşayım. Anafikir.com adına “İnternet ve Türkiye” konulu bir söyleşi yapmak isterim kendisiyle. Kendisinin e-posta adresine bu isteğimi atmış olsaydım daha çabuk bir şekilde ona iletmiş olabilirdim ama o zaman samimiyet ve doğallığın nazarımdaki büyüklüğünü sizle böyle güzel bir örnekle paylaşamamış olurdum. Vesile oldu diyelim.
Ayrıca, bir deney olsun bu. Bakalım sadece İnternet bağlantıları (linkler) ile bu söyleşi isteğim Serdar Bey’e ulaşabilecek mi? Ya da ne kadar sürede ulaşacak? Bloglar gerçekten de hep söylediğimiz, anlatmaya çalıştığımız kadar etkili mi? İnternet’te saklanan, 1 ve 0’lardan oluşan, dijital bir blog yazısı kendi başına, nişanladığı çevrimdışı bir hedefi vurabilir mi? Bekleyip, göreceğiz.



