Reklam blogları üzerine

Yazan: Selim Yörük |

Biraz sert bir giriş olacak ama Türkiye’deki reklam üzerine yoğunlaşan çoğu blog’u yeterli bulmuyorum. Bu beyanat haddini aşmış bir yorum olabilir. Ya da “Kardeşim, beğenmiyorsan kendin yap da görelim” tepkisi alabilir ama düşüncelerim hala aynı.

Pek tabii, aynı kategorideki, içeriğinin doyuruculuğu ile göz dolduran reklam bloglarının sahipleri yaptığım bu sivri çıkışa bozulmayacaklardır. Onlardan pek az var, şimdi tek tek parmakla gösterip “Hani ben? Benim neyim eksik! Sen kendini ne sanıyorsun?” gibi bir problem yaratmak istemiyorum. Zaten onlar kendilerini biliyorlardır.

Bu yazı ile yapmaya çalıştığım var olan reklam bloglarının pozitif özelliklerine “Zaten olmalısın” deyip, tam hakkını vermeden es geçip, negatif özellikler üzerine yoğunlaşıp, pozitife dönmesi için bir kamçı olmak. Bunun reklam bloglarının daha iyiye gitmesi için özlemimi belirtmek olarak kayda geçmesini istiyorum. Çünkü, son zamanlarda bu konuda beslenme arzum ve görüş değiş-tokuşu isteğim bir hayli artmış durumda. Ve bu konuda akademik eğitim almış kişilerin yerinde yönlendirmelerinin benim gibi bu sektöre ilgi duyan kişilere oldukça yararlı olacağını düşünüyorum.

Evet, reklam bloglarımızın birçoğu dünya çapındaki örneklerinden pek nadide “özet görüntüler” geçiyorlar ve bizi, tanıttıkları işlerin asıl yayınlandığı kaynakları arayıp bulma zahmetinden kurtarıyorlar. Beğenilen, takdir gören işleri bize sunuyorlar. Fakat, zaten bu kategorinin sıkı takipçilerinin çoğu, o kaynaklardan haberdarlar. Şahsen, yurt dışından derlenen ve “Bakın, bu ne güzel bir işmiş” mesajından çok daha detaylı ve derin olması gerektiğini düşünüyorum.

Bana kalırsa, eleştirdiğim özelliklere sahip reklam bloglarının en önemli açıkları bizle, çevremizle, ülkemizde olan reklam işleri ile ilgilenmiyor gibi gözükmeleri. Neden hiç ülkemizden örnek işler verilmiyor? Neden ülkemizde hiç kaliteli reklam işleri yapılmıyormuş gibi bir hal var bu bloglarda? Medyamızda halihazırda dönmekte olan reklamlarla alakalı, uzun uzadığa reklam filmi ya da kampanyası değerlendirmesi göremiyoruz. Neden? “Dışarıda daha iyi işler yapıldığı için hep onları işliyoruz” gibi bir savunmayı da hiç hoş karşılamazdım açıkçası.

Son söz olarak, beklentimin yurt içindeki örneklerden yola çıkarak, bize yön çizecek değerlendirmelerin, incelemelerin, eleştirilerin daha yoğun olması olduğunu belirteyim. Yani bloglar, sadece bir imaj ya da video linki ve üç cümleden meydana gelen girdilerden oluşmamalı. O girdilerin değersiz olduğunu söylemiyorum ama yetersiz kaldıkları aşikar. Her gün bu tür girdiler yollamak yerine haftada bir, ülkemizde uygulanan bir reklam kampanyası mercek altına alınabilir. Bu tür, derine inen girdilerin daha yararlı olacağını düşünüyorum.

Pek tabii, benim tuzum kuru. Her telden çalmanın verdiği bir rahatlık var. Kimse gelip de “Şu konuda neden yazmıyorsun?” demiyor. Çünkü “Künye” kısmında da belirttiğim gibi benim böyle özelleşmiş bir yetim yok. Kendimi sadece bir konuya yoğunlaşan bir blog üretebilecek kadar yeterli görmediğim için, bu cesareti gösterebilmiş olan arkadaşlardan belki de hakkım olmayan bir şey istemiş oluyorum. Umarım yanlış anlaşılmam.

İlgili: , ,

Yorum yap





Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?



Eğlenen & Sunan

© Takipte.com - Yıldızları takip et! | Selim Yörük | Wordpress-TR