Web 2.0 üreticileri potansiyel müşteri olabilir mi?
Yazan: Selim Yörük |
Bazı pazarlamacılar sunumlarını izleyeme gelmiş, öğrenmeye, gelişmeye aç, girişimci olmak için yanıp tutuşan arkadaşlara şöyle derler; “Kendi işinizi mi kurmak istiyorsunuz? Öyle bir ürün geliştirin ki, hedef kitlesi herkes olsun“.
Bir anlamda bahsedilen, hızlı tüketim malları (FMSG) kategorisine dahil olacak bir ürün sunmak. Bu cümlenin altında yatan ana fikir, o kadar çok potansiyel müşteriniz olsun ki, ürününüzün pazarlanması ve tabi ki satılması daha kolay olsun.
Bence bu oturmuş pazarlar için hiç de doğru olmayan bir sav. Ve günümüzün üretim dinamiklerine baktığımızda da artık dünya üzerinde (fiziksel anlamda yatırım yapmaya imkan vermeyen koşullarda bulunan) bazı bölgeler hariç, pek öyle oturmamış pazar kaldığı söylenemez. Kısacası tavsiye edilenin oldukça eskimiş bir yöntem olduğu söylenebilir.
Günümüzün eğilimlerine bakıldığında, minimum sermaye ile kurulan ve oldukça ciddi başarılar sağlayan, fakat birçoğumuzun adını bile bilmediği girişimlerin birçoğu, özelleşmiş ve tercihleri anlamında oldukça daralmış (niş) küçük kitlelere hizmet vermekteler.
# SOSYAL MEDYA ÜRETİCİLERİ MÜŞTERİ OLUR MU?
Gelelim yazının ana konusuna; içerik üreten ve tüketen dijital kimliklerin kitlesine. Yani birçoklarının her fırsatta dile getirmeyi sevdiği gibi web 2.0 kitlesine. En doğrusu sosyal medyayı oluşturan kitle. İçerik üretme ve bu içeriği pazarlama “işi”ni yaparken kullanılacak bir ürün olsa (ki var zaten) satın alınır mı? Yani Web 2.0 üreticileri, iyi kazandıracak bir müşteri kitlesi olabilir mi?
Dikkat edilirse bahsettiğim kitle “İnternet kullanıcıları” kitlesinden farklı. Pek tabii, “üretken Web 2.0 kitlesi” ile “İnternet kullanıcıları“nın kesişim kümesi her geçen gün hızla artıyor ama bu yazıda bahsetmek istediğim yalnızca Web 2.0 kültürü ile yoğrulmuş, içerik üretmeye aç potansiyel müşteri statüsündeki kişiler.
Üretken Web 2.0 kitlesi denince aklımıza yalnızca bildiğimiz blog yazarları aklımıza gelmesin. Bu kitle aynı zamanda micro-blogging de yapmakta, sosyal networkler için de içerik üretmekte. Yani bu kitleye sunacağımız ürün bir micro-blogging yapmayı kolaylaştıracak bir ürün de olabilir, sosyal networklerde içerik üretmeyi çocuk oyuncağına çeviren bir otomasyon sistemi de. Örneğin multi-media micro-blogging ürünleri oldukça ilgi görmekte.
# ARAŞTIRMALAR BİZE NE GİBİ İPUÇLARI VERİYOR?
Technorati‘nin “State of the Blogosphere 2008” adlı araştırmasına göre üretken Web 2.0 kitlesinin dünya üzerindeki nufusu 184 milyon.
İnanılmaz büyük bir pazar potansiyeli gibi duruyor değil mi? Yani öyle bir ürün sunacaksınız ki, 184 milyon kişinin kullanabileceği bir hizmet oluverecek. Ve ya şöyle de denebilir; 184 milyon kişi onlar için üretilecek ve hayatlarını kolaylaştıracak bir ürün için para harcamaya hazırlar. Peki gerçekten de öyle mi?
Şöyle bir bakalım; ürün sunmayı istediğimiz kitlenin müşterileri yeterli sayıda mı? Yoksa içerik üretmek için para harcamayı düşünmelerine neden olacak derecede müşterileri yok mu?
Yine aynı araştırmaya göre bu kitlenin ürünlerini (ürettiği içerikleri takip edenlerin) tüketenlerin nufusu ise 346 milyon.
Şimdi bir gariplik ortaya çıktı : ) Basit bir hesaba göre, 184 milyonluk üretici başına ortalama 2 müşteri düşüyor : )) Hmm… Müşterimiz olmasını istediğimiz kişilerin müşterisi olacak kişi sayısı yalnızca 2 mi yani?
Hemen üzülmeyelim, ortalamanın üzerinde, yani başarılı bir blog yazarı ele alındığında, bu üreticinin müşteri sayısı 1000 - 1500 kat daha fazla olabilir. Çünkü rakip üreticilerin (blog yazarlarının, içerik üreticilerin) çoğu istikrarlı bir üretim içinde olmadıkları için, yalnızca periyodik üretim yapmakla, ortalama müşteri potansiyellerini katlayabilir.
Araştırmaya göre 184 milyonun yalnızca 1,5 milyonu periyodik olarak üretiyor. Yani yalnızca periyodik bir web 2.0 üreticisi olmak bile, 230 potansiyel müşteri demek. Bir de başarılı ve kayda değer içerikler üreten üreticileri düşünün. Hiç de fena bir potansiyel değil : )
Peki bu web 2.0 üreticileri, bu üretimi neden yapıyor? Yani 184 milyonluk üreticiye sunmak üzere geliştirmeyi istediğimiz ürünümüz hangi amaçla kullanılacak? Bu amaç onların para harcayıp, ürünümüzü satın almaları için yeterli bir güdü oluşturuyor mu?
Yine “State of the Blogosphere 2008” araştırmasına göre web 2.0 üreticilerinin %24′ü bu işi para kazanmak için yaptığını söylüyor. Kalan kesimlerin büyük çoğunluğu düşüncelerini paylaşmak, arkadaş edinmek ve basit anlamda iletişim kurmak için yaptığını söylüyor.
Yani şu net ki, 46 milyon kişi bu üretim işinden para kazanmak istiyor yani para kazandıklarına göre daha fazla kazanma amacıyla para da harcayabilirler, güzel.
Bir güzel haberim daha var. Bu 46 milyonun üzerine, web 2.0 üretkeni olma amaçları arasında “Ürettiği içerik ile bilgi ve becerileri sergileyerek, kendine daha iyi bir iş imkanı doğurma“yı isteyenleri de eklemek gerek. Onların yüzdesi ise %35. Şahane.
Gördüğümüz gibi, web 2.0 üreticileri iyi kazandırabilecek derecede potansiyel müşteri konumundalar.
# HMM… ÜCRETSİZ SERVİSLER
Tüm bu güzel haberlerin ardından, şöyle olumsuz bir gerçeği de dile getirelim; web 2.0 üreticilerinin hayatını kolaylaştıracak, üretim süreçlerini hızlandırıp, otomatikleştirecek ürünlerin neredeyse hepsi ücretsiz olarak hali hazırda sunulmakta.
O halde yapılması gereken, geliştirilecek ürünlerin, varolan ve içerik üreticilerinin ihtiyaçlarını tatmin edici düzeyde karşılayan, ücretsiz servislerin 3-5 adım ötesine geçecek ve satın alınmaya değer bir ürün sunmak.
Örneğin bu pazara hitap eden “Post Later” adlı ürünü ele alalım.
# ÜRÜNÜ GELİŞTİRMEYE BAŞLAMADAN ÖNCE SORALIM
Post Later, neredeyse tüm blog ve micro-blog altyapılarını destekleyen, üretici tarafından seri halde üretilen içeriği, istenen gün ve saatte otomatik olarak yayınlamaya yarayan bir ürün. Kulağa hoş geliyor değil mi? Düşünün, bu yararlı ürünün altındaki teknolojiyi oluşturmak için ne çok kod yazılmış, ne çok kafa patlatılmış, ne çok mesai harcanmıştır.
Bu ürünü kullanmanın aylık ücreti 10$.
Soralım;
1. Satın almaya değecek derecede fayda sağlıyor mu?
2. Fiyat / Performans oranı kabul edilebilir düzeyde mi?
3. Aynı faydayı bu ürünü satın almadan da elde edebilir miyiz?
İlk iki soruya cevap aramaya bile gerek yok. Çünkü Wordpress‘in “Schedule Post” adlı eklentisi ile bu ürünün sunduğu hizmeti karşılıyor. Eksiği o derecede geniş yelpazeyi kapsamaması.
Bu aşamada diğer bir ücretsiz servis olan Ping.fm ya da HelloTxt‘i, Schedule Post eklentisini destekleyecek şekilde kullandığımızda bu eksiklik kolaylıkla giderilmiş oluyor.
Ping.fm ve HelloTxt servisleri, girdiğiniz içeriği istediğiniz bloglama altyapılarına otomatik olarak kopyalayıp, sunan bir dağıtım servisi konumunda.
Demek ki, bu pazarda satın alınabilecek ürün geliştirmek için yukarıdaki 3 soruya net bir şekilde cevap verebiliyor olmamız gerekiyor.
# KURUMSAL ÇÖZÜMLER
Bana kalırsa bu pazarda, bu şekilde tüm içerik üretenlere hitap etmektense, yani herkesin alabileceğini düşündüğünüz bir ürün geliştirmektense, sosyal medya içerisinde olmak isteyen kurumsal yapılara otomasyon çözümlere gitmek çok daha mantıklı.
Burada yalnızca web 2.0 üreticilerini potansiyel müşteri olarak aldık ve tablo pek iç açıcı çıkmadı. Peki ya tüm İnternet kullanıcılarına seslenen ürünler sunan firmaların durumu nedir?
# EVREKA; TİCARİ MODEL!
Maalesef hepimizin bildiği büyük oyuncuların dışında İnternet için tıkır tıkır işleyen ve büyük gelecek vaad eden bir ticari model çizilememiş durumda. Reklam destekli sistemleri ve FMSG ürünlerini İnternet üzerinden pazarlama modelini saymıyorum.
Çünkü ne reklam ne de “İnternet’te açılan dükkan” modeli İnternet’e özel bir model değil. HepsiBurada ve hatta eBay ya da GittiGidiyor modeli dahil olmak üzere. Çünkü onların yapıp, başarılı olduğu nokta, fiziksel hayatta organizasyon, hedef kitleye erişim ve iletişim zorluğundan gerçekleştirilememiş modellerin İnternet’in sağladığı inanılmaz iletişim gücünü kullanarak işler duruma getirmesi oluyor basit anlamda.
Kendi adıma, buradan çıkardığım asıl nokta, İnternet’e ve İnternet eğilimlerine özgü, tıkır tıkır işleyecek bir ticari model geliştirmenin ve olası potansiyellerinin çok heyecan verici olduğu : )



on Perşembe, Kasım 27th, 2008:
Web 2.0 kullanıcıları hakkında pazarlama fikri geliştirirken, bence, web 2.0 ortamında içerek üreten kitlenin yapısını daha da fazla incelemek gerekiyor. Evet, değişik amaçları olan, bazı amaçları birbirine benzeyen milyonlarca insandan bahsediyoruz. Fakat bu insanların, aslında sektördeki asıl işi yapan değil, asıl işi yapanları tribünden seyreden, tam potansiyelini kullanmayan/kullanamayan kişiler olduklarını da gözardı etmemek lazım.
Bu anlamda, aslında, web 2.0 dahilindeki kitlenin, benim rastgeldiğim çok çok azı gerçek dünyada çok üretken olan iş insanları. Sözüm meclisten dışarı ama, bu kitlenin çoğu, gerçek dünyada üretken olabilecek bir rol bulup, hariçten gazel okuyan blogging dünyasını terketme amacında. Peki gerçek dünyada çok ciddi görevleri olup, sadece keyfine iki satır değerli bilgi karalayanlar yok mu? Evet varlar, çok çok azlar ve işte onlar çok rahat satın alır, herhangi bir fiyatı yüksek ve işe yarar ürünü.
Özetlemek gerekirse, pazarlama modelinin dahiline, blogosphere’in psikolojik haritasını da eklemek gerekiyor. Web 2.0 üreticileri, olumsuz sayılabilecek anlamda, “sahada çalışan ve gerçekten iş yapan” kitleye nazaran potansiyelinin çok daha altında üretkenlik yapan, çoğunlukla daha fazla gerçek dünyada üretmeye öykünen ve çoğunlukla hadiseleri dışarıdan izleyen bir kitle. Diğer yandan, web 2.0 üreticileri olumlu sayılabilecek anlamda, sahada iş yapan, öykündükleri kitleye göre, sektörü, sektör dinamiklerini, genel ve özel hype’ları çok daha iyi izleyebilen, asla körleşmeyen ve çok çok geniş bir objektif ile yayılımları izleyen bir kitle. Bu avantajların ve dezavantajların hesaba katılması, aslında hedef kitlenin psikolojik -ve belki de sosyolojik- analizinin hesaba katılması, ayrıca hedefe doğru daha düzgün atışlar yapılmasını sağlayacaktır, benim naçizane görüşüme göre.
Oğuzhan EREN
on Salı, Mayıs 19th, 2009:
[…] web 2.0 projelerinin ticari modeli yoktur, pek para kazandırmaz gibi bir kanı vardır (Bkz: Web 2.0 üreticileri potansiyel müşteri olabilir mi?). Threadless gibi projeler bu savı yıkıyor. O, gayet iyi para kazanan web 2.0 projelerinin en […]
on Perşembe, Temmuz 16th, 2009:
güzel bir paylaşım