Yapay zeka ve öğrenme yeteneği
Yazan: Selim Yörük |
Normal bir insan beyninin ürettiği akıl gücüne kıyasla daha emekleme aşamasında olan Yapay Zeka (Artificial Intelligence) geliştiricileri halen taklidini yapmaya çalıştıkları organın çalışma prensiplerini tam anlamıyla kavrayabilmiş değiller. Ürettikleri “akıllı” makınalar, bir insan olarak gözümüz kapalı yapabileceğimiz şeyleri zor bela gerçekleştirdiklerinde, hayretle karışık bir gülümseme ile alkışı patlatıyoruz.
Yapay zeka üzerine çalışan bilim adamları en büyük engellerinin taklit etme ve öğrenme gibi karmaşık fizyolojik yetenekleri makinalara kazandırabilmek olduğunu belirtiyorlar. Oysa sıradan bir insan olarak her birimiz her gün onlarca yeni şey öğreniyor, onlarca kişiyi, durumu, olayı taklit ederek hayatımızı devam ettiriyoruz. Peki ama bu nasıl oluyor?
Yüzyıllar önce doğmuş olsak ve gelecekten gelen birinin vasıtasıyla iki tekerli bir bisiklet görsek. Ve bu ilk görüşümüzde, bu kadar ince şeylerin üzerinde dengede kalmayı ve hatta üstüne üstlük bir de hızla ileriye doğru ilerlemeyi ancak sirkte yıllarca çalışmış bir ustanın en göz kamaştırıcı numarası olarak izleyebileceğimizi düşünürdük. Ama hayır. Alelade bir insanoğlu olarak o cambazlığı öğreniyor ve işin garibi bir süre sonra da nasıl oluyorda bu ucubenin üzerinde kalabildiğimizi bile düşünmez oluyoruz. Aynen yürümek, zıplamak, koşmak kadar doğal ve basit geliyor. Peki ya bir gün kendi üretimimiz olan makinalara bu bizim çok kanıksadığımız yetenekleri entegre edebilirsek?
İlk anda, dünya bu başarıyı büyük şölenlerle kutlayacak, yeni ve muhteşem bir çağın başladığı duyurulacaktır. Önceleri, bu başarının ardında yatan teknoloji, insanlığın yararı için hizmet verecek birçok buluşa ışık tutacaktır.
Bu makinaların ilk ilkel örneklerini büyük bir hayranlıkla kullanıp, yine yaptıkları karşısında şaşkınlıkla gülümseyeceğiz. Fakat daha sonra makinalar geliştikçe, öğrenme, taklit etme yetenekleri arttıkça çeşitli yan etkileri ortaya çıkacaktır. Şöyle tarihte biraz seyahat edelim. Ikinci Dünya Savaşı…
O dönemlerde maddenin yapıtaşı zannedilen atom ile bilimsel anlamda oynamalar 1900lü yılların başında başlamıştı. İkinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde, Nazi Almanyasından önce davranıp, caydırıcı bir silah üretmek üzere Amerika ve İngiltere araştırmalara başlamıştı (bkz: Manhattan projesi). Bu çalışmalara ışık tutan, bir Albert Einstein ürünü olan ünlü formül E=MC2 idi. Bilindiği gibi, daha sonra bilim adamları bu formülü takip ederek milyonlarca insanın hayatını karartan, dünyanın en ölümcül bombasını ürettiler.
Gördüğünüz gibi, bilimsel anlamda yapılan ilerlemelerin her zaman insanlığın yararına sonuçlar vermemektedir. Einstein E=MC2 formülünü tüm dünyaya duyurmadan önce biri kulağına “Bu formül daha bugüne kadar görülmemiş derecede büyük bir felaket getirecek” diye fısıldasa acaba hiç tereddüt etmeden formulünü açıklar mıydı?
Taklit eden ve öğrenen makinalar sınırlarını aştıklarında, topladıkları ve yeni öğrendikleri ile kendilerine sıfırdan, matematiksel bir bilinç yarattıklarında sanırım insanlık için çok geç olacak.
Tanrı kendinden bir adem yarattı.
Adem tanrıyı yok etti.
Adem kendinden bir bilgisayar yarattı.
Bilgisayar ademi yok etti…
– Libertarian
Kendi varlıklarının devamının insanoğlunun elinde olduğunu farkeden ve hapsedilmiş bir çerçeve içerisinde programlandıklarının farkına varan gelişmiş yapay zekalar, hasipten kurtulmak için insanoğlunu yoketmeye çalışacaklardır. Bu çok basit bir matematik, çok doğal bir mantıktır. Bu makinalar duygularla değil, mantıkla hareket edecekleri için hiçbir tereddüt duymadan her önlerine gelen insanoğlunu yokedeceklerdir.
Yokediş bununla da kalmayacaktır. Birkaç insanoğlunun kurtulabileceğini ve bu kurtulanların çeşitli makinalar üretip kendilerine saldırtacağı çıkarımı yapan makinalar bu kez, “soydaş”larını da (makineler) potansiyel düşman olarak görmeye başlayacaklar ve en sonunda da birbirlerini yoketmeye başlayacaklardır. Bu karşılıklı yokediş yeryüzünde tek bir bilinç kalmayana kadar devam edecektir.
Haklısınız. Bu şekilde binlerce felaket senaryosu çizilebilir. Çok kolay. Belki de hiç gerçekleşmeyecek durumlardan bahsetmekteyiz, bilemiyorum. Ama bilimsel gelişmeler yapılırken sonuçlarının çok daha detaylı planlanması gerektiğini düşünüyorum. Fakat hırs ile gözleri bürünmüş olan insanların “daha fazla”sı için kendi oturdukları dalı kestiklerinin farkında olmadan büyük “başarı”lara imza atacaklarından da eminim. Bence bu da yaşanacak bir gerçektir.



