Yaratıcılığı kamçılayan bir eğitim sistemi; eBay?

Yazan: Selim Yörük |

Kalıplara sığan, artık hiç kimsenin sorgulamayı aklına bile getirmediği olay ve durumlarla karşılaşmaktan çok korkarım. Çünkü diğer herkes gibi sorgulamaya gerek duymadan geçip gitmem büyük bir olasılıktır.

Şimdi eğitimi ve okulları düşünüyorum. Sanki tüm okullar ve eğitim sistemi özürlü insanlar için oluşturulmuş gibi. Kendini geliştirme konusunda özürlü olan insanlar için.

İnsanın kendini geliştirme çabası içerisinde olmaması, bu motivasyonu kendisinde bulamaması çok acı. İnsanın kendi varoluşunu sorgulamaması ya da kendi varlığını bile umursamaması gibi bir şey.

Şöyle bir bakalım; öyle bir durumdayız ki şimdi, kanuni bir zorunluluk okula gitmek. Bu ne saçma bir şeydir böyle? Okul dediğimiz, eğitim öğretim kurumlarının benim kendimi geliştirmek istediğim yöne doğru beni kanalize edebileceğini nerden biliyoruz ki?

Aslında asıl soru bu değil, asıl soru; “Benim hangi konuda gelişmek istediğim eğitim sisteminin umurunda mı?

Araba parçaları birleştiren otomat mantığında bir eğitim sistemi olabilir mi? Yani önüne gelen her parçayı (insan) aynı şekilde büküp, aynı noktaya takmak ve kaynaklamaktan bahsediyorum… Belki ben oraya uygun bir parça değilim? Belki ben o parça olmak istemiyorum? Belki ben orada başka bir yerde olduğumda vereceğim verim kadar verimli olamayacağım?

Ya üniversiteler? İstediğiniz, arzu ettiğiniz, seve seve geleceğinizi diplomanızla birleştirebildiğiniz bir bölümde mi okudunuz ya da okuyorsunuz? Çoğumuz araba otomatından geçtiğimiz için buna “Evet” diyemiyoruz.

Sonuç? Kendi varlığını bile umursamayan mutsuz, hayatta öylesine akan, gelip giden, sabah gerçek bir amacı olmadan uyanan insanlar…

Peki çözüm? Kolay bir çözüm yok. Bu araba otomatı eğitim sistemini reddetmek bir çözüm değil. Çünkü bilinç o kadar küçük yaşlarda oluşuveren bir şey değil. Şimdi bik bik konuşuyorum ama ben de o otomattan geçtim.

Sizden 6 yaşında “Tamam, ben her şeyi bırakıyorum. Artık bir büyük Frédéric Chopin olacağım, şu kulaklarıma baksana” demenizi beklemiyorum. Belki o yaşta değil ama “ben” kavramını “bildiğiniz” herhangi bir yaşta bu derece cesur bir şey söyleyebilecek kadar hayatımıza ve kendimize değer verebilecek düşünme yapısına gelmemizi istiyorum.

Öncelikle otomatı sorgulamaya başlayacak bir mantaliteye ulaşmak lazım ki, çözüm arayalım. O nedenle şimdi benden altın bir çözüm anahtarı bekliyorsanız, biraz önce okuduklarınızla alakalı kendinize hiçbir şey eklememişsiniz demektir.

Ne yani, benim beynimin otomatından çıkan, hazır bir çözüm mu bulmayı bekliyordunuz? Daha büyük, affedilemeyecek olan ayıp ise, o benim verdiğim çözüme göre mi hayatınızı şekillendirmeye çalışacaktınız?

Ne yazık ki beynimizi kalıpsız geliştiremiyoruz gördüğünüz gibi. Hazır, sorgusuz, iyi gibi görünen her şeyi alıp kabul ediyoruz.

Anlaşılması gereken, yaratıcılığın kendinizin bir parçası oluşu. O içinizde bir yerlerde. Onu ne ben bulabilirim ne de “10 kolay yolla yaratıcı olma” adlı kitaplar. Onu siz kendinizi bilerek, kendinizi tanıyarak bulacaksınız.

Dünyanın bomboş olduğunu düşünelim mi beraber. Hiçbir işiniz, sorumluluğunuz, aileniz ya da sevdiğiniz hiç kimse yok. Sadece siz varsınız. Yani dünyanın bomboş olduğunu ve sadece sizin isteklerinizle yavaş yavaş dolmaya başlayacağı bir boyut düşünün.

Şimdi ilk olarak soralım kendimize; “Ne istiyorum?

Ömür boyu yanınızda olacak bir sevgili mi? Milyonlarca dolar mı? Serin bir yaylada, tek başına bir çiftlik evi mi? Kırmızı bir Ferrari mi? Çok başarılı olduğunuz bir iş mi?

Doldurun. Hayat sizin hayatınız, başkasının değil.

Son olarak eiğitim sistemi özellikle üniversiteler ile alakalı bir hayalimi paylaşmak istiyorum. Üniversitelerde öğrenciler değil eğitmenler bölümlere ayrılmalı.

Yani ben bir öğrenci olarak “Mühendislik Fakultesi’nde okuyorum” diyememeliyim.

Peki ya nasıl olacak? Ben üniversitelerin eBay gibi olmasını istiyorum. Satılığa çıkarılan dersler ve o dersleri veren öğretmenler var. Bir öğrenci olarak da tek yapmamız gereken istediğimiz kadar dersi, istediğiz eğitmenden, istediğimiz kez, istediğimiz üniversiteden almak.

Hatta en çok ders almak istediğimiz eğitmenin dersinin açık arttırması açıldığı günün sabahına kadar uyumayıp, onun sınıfında yer kapabilmek için tuşa en erken basabilen, o şanslı 50 kişi içinde olabilmeye çalışan “öğrenci”ler hayal ediyorum!

Keşke, keşke okullarımız eBay gibi olsa.

Bonus; TED / Ken Robinson

İlgili: , , , , ,

7 Yorumlu

  1. alperen

    on Saturday, February 23rd, 2008:

    Hepsi süper bu fikirlerin.Keşke bütün gençler senin gibi düşünebilse,bu kadar yaratıcı olabilse ve çoğunluğun sesi olabilseydi asıl.
    Düşünülürse bu fikirleri hayata geçirmek sanıldığı kadar zor değil.Sistem diye bir kısır döngü ve gereksizlik almış başını gidiyor.
    Hiç değilse hocalar,üniversiteler dahil herkes en iyi olmanın savaşını verir,güzelliklere yelken açılırdı.
    Tek sorun son paragrafta bence..Sabaha kadar uyumamasına rağmen tuşa en erken basamayıp 50 kişiden biri olmayı başaramayan bir öğrencinin psikolojisi :)

  2. on Saturday, February 23rd, 2008:

    Keşke Ken Robinson gibi bir ürünümüz de olsa; ve 12 taksit yapılsa : )

  3. on Sunday, February 24th, 2008:

    Okullarda serbest piyasa sistemi ha :D O zaman kimse gıcık , zor dersleri almak istemezdi gibime geliyor.
    Gerçi iyi olur, diplomanın anlamı azalacağından işverenler kalıptan çıkan insanın etiketine bakmak yerine vasıflarına bakmaya başlayabilirler.
    Yaratıcılığın için teşekkürler.Kalıpları sorguladığın için.Devamını bekliyor olacağım. Kolay gelsin..

  4. on Sunday, February 24th, 2008:

    Budur..
    Yüreğine sağlıktır.
    Devamı gelmelidir.

  5. on Tuesday, March 11th, 2008:

    ağzına sağlık abi

    ya bu memlekette blog okuyan bir tane millet vekili bürokrat buralardaki fikirleri takip edecek gündeme taşıyacak devlet adamı yokmudur .

  6. alperen

    on Saturday, March 22nd, 2008:

    Gündeme taşınabilmesi için öncelikle kitlelere ihtiyaç var bildiğiniz gibi. Blogları okuyan bir sürü genç insan var.Hiç birinin mi dikkatini çekmez böyle fikirler?
    Demek ki herkes halinden çok memnun.”Böyle gelmiş böyle gider”felsefesiyle hareket etme yüzünden bu hallere gelindi.
    Kendisi için ne anlam taşıdığını idrak edip de şuraya iki kelime yazmayan hiçbir şeyden şikayet etmesin..
    Milletvekili ve bürokratların tek başına bir fikri beğenip de uygulamaya koyması ne kadar mümkün acaba?
    Koyun gibi önümüze ne konulursa yemeye devam o zaman :(

  7. on Sunday, April 27th, 2008:

    Harika bir yazı. Ancak düşünülen tarzda bir eğitim sistemi şu an hali hazırda sözde eğitmen olarak geçinen bir çok insanın foyalarını ortaya çıkaracağından pekte uygulanabilir olmayacaktır. Uygulandığı taktirde daha fazla eğitmen açığı ile karşılaşacağıda aşikar.

    Bir öneri de şöyle olabilir, eğitim/öğretim herhangi bir süreyle sınırlı kalmaz. Eğitim hayatında başarılı olunabileceğine inanılıyorsa 3-4 yaşlarında bile başlanabilir ve yine dilenirse ömür boyunca devam edilebilir.

    Böyle bir sistemin en kolay şekilde hayata geçirilebilmesi de uzaktan eğitim uygulamalarının yaygınlaşması ile mümkün olabilir. Ancak daha henüz üniversitelerimizin bile birçoğu eğitim içeriklerini çevirimiçi ortama taşıyamamışken, eğitmenlerinin bazılarının öğrettikleri şeyin doğruluğundan emin olmadıkları için bu paylaşımı sorgulanabilir bulduklarından, bu tarz bir sistemin ülkemizde uygulanabilirliği bir çok engel ile karşı karşıya kalacaktır.

Yaratıcılığı kamçılayan bir eğitim sistemi; eBay? başlıklı yazıya gelen yorumları takip et or bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap





Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?



Eğlenen & Sunan

© Takipte.com - Yıldızları takip et! | Selim Yörük | Wordpress-TR